Agroekoloji – Yüksek Düzeyde Zararlı Pestisitlere Çözüm

Yüksek Düzeyde Zararlı Pestisitler: Israrcı Bir Sorun

Kimyasal-temelli, girdi-yoğun tarım sistemleri, dünyanın her yerinde topluluklara nüfuz etmiştir. Pestisitler, hava, nehirler ve denizler yoluyla büyük mesafeler katederek, bütün çevre ortamlarını kirletmektedir. Biyoçeşitliliği tehlikeye atmakta, ve faydalı böcekler ile toprak mikroplarını yok ederek, tarımsal ekosistemleri de bozmaktadır. Bilinmeyen sayıda çiftçiyi, işçiyi, çocuğu ve hayvanı hasta etmekte veya öldürmektedir. Asya’daki yedi ülkede yürütülen yakın zamanlı çalışmalar, çiftçilerin %60’ından fazlasının her yıl akut pestisit zehirlenmesi geçirdiğini tespit etmiştir.i Bu zehirlenmelerin arkasında, pestisitlerin geri döndürülemez ve nesilden nesile aktarılan etkileri yüzünden acı çeken toplulukların kronik sağlık sorunları trajedileri yatmaktadır.

Şirketlerin piyasalar, politika gündemleri ve mevzuat üzerindeki nüfuzu, pestisit bağımlılığını artırmakta ve çiftçilerin kendi toprakları, yetiştirdikleri gıdalar ve hatta kullandıkları tohumların dahi üzerindeki egemenliğini kaybetmesine sebep olmaktadır. Hâlâ kendi toprağı olanlar ise, büyük girdi masrafları yüzünden genelde bir borç helezonu içinde dönüp durmaktadır. Bu esnada, insanların diğer canlılar ve doğal varlıklardan daha üstün olduğunu savunan dünya görüşü, biyoçeşitlilik, doğal döngüler ve canlılar arasındaki ilişkilere saygıyı eriterek, çiftçilik sistemlerimizin sürdürülebilirliğini de baltamaktadır.

Yüksek düzeyde zararlı pestisitlerin (YZP) olumsuz etkileri hakkında bulgular arttıkça, kimyasal-yoğun tarımın agro-ekoloji ile yer değiştirmesi gerekliliği de, küresel ölçekte kabul görmeye başlamıştır. 2015 yılında gerçekleştirilen Kimyasallar Yönetimi Uluslararası Konferansı (ICCM4), YZP’lerin agro-ekolojik alternatiflerle değiştirilmesini vurgulamıştır. Stockholm ve Rotterdam Sözleşmeleri, listeledikleri pestisitlerin terk edilmesi için agro-ekolojiyi başlıca yaklaşım alternatifi olarak desteklemektedir. FAO, ‘‘aynı tas aynı hamam çiftçiliğinin’’, Dünya’nın gıda ihtiyacını karşılayabilecek bir seçenek olmadığını kabul etmişii, ve daha sağlıklı bir geleceğin anahtarı olarak, agroekoloji üzerine birçok uluslararası ve bölgesel sempozyum düzenlemiştir.

Agroekolojinin Temelleri

Agroekoloji kavramının arkasında, kökleri geleneksel, yöresel, çiftçi, göçmen ve ormancı toplulukların, genelde yeryüzü ile karşılıklı ilişki kavrayışını temel alan, karmaşık toprak işleme yaklaşımlarına dayalı, uzun bir geçmiş vardır. Meksikalı bilginlerin önderliğinde, 1940’larda ortaya çıkan, ve daha sonra Latin Amerika, Avrupa ve Kuzey Amerikalı ekoloji bilimcileri tarafından geliştirilen akademik katkılar, çiftçi-bilim insanları ile hâlen yürütülmekte olan ortak çalışmalardan da fayda görmüştür.iii Endüstriyel tarımın yıkıcı sağlık ve çevre etkileriyle mücadele etmeyi amaçlayan sosyal hareketler ortaya çıktıkça, gıda bağımsızlığı ve insanların sağlıklı ve kültürel anlamda kabul edilebilir gıdaya ulaşma hakkına giden yolda agro-ekolojiyi kucaklamıştır. Dolayısıyla agro-ekoloji, günümüzde, çiftçiler, bilim insanları ve toplumsal hareketler arasında süregiden diyaloğun sonuçlarını yansıtmaktadır.

Agro-ekoloji İlkeleri

Agroekoloji, bir dizi kılavuz ilkenin yanı sıra, çeşitli uygulamalar ve yaklaşımları olan, bilimsel araştırmalar ve deneyime dayalı kanıtlarla desteklenen, yeni ve değişen koşullara deneyler ve uyarlama yoluyla devamlı ayak uyduran, sürdülebilir çiftçiliğe yönelik oturmuş bir çerçeve sunmaktadır.

Agroekoloji, şu beş kılavuz ilkeye dayanmaktadır:

1-Çiftçileri Ön Planda Tutmak

Çiftçilerin kendi toprakları hakkında bilgisi, ve yerel koşullara ayak uydurma yetenekleri, nesiller boyunca bilenmiştir. Agro-ekoloji, kendi aileleri, içinde bulundukları topluluklar ve diğer insanlar için besleyici ve hesaplı gıda yetiştirme kapasitesi ve sorumluluğu olan çiftçileri, en önemli karar-vericiler olarak merkeze yerleştirir. Özellikle kadın çiftçiler, gıda üretimi, lifli ve tıbbi bitkiler, tohum saklama, biyoçeşitliliği koruma, beslenme sağlığı, evde gıda güvenliği ve katma değer yaratan gıda işleme uzmanlıkları sayesinde, çok önemli bilgiler taşımaktadır. Latin Amerika, Asya ve Afrika’daki insan topluluklarını besleyen gıdanın büyük bir bölümünü, küçük çiftçiler üretmektediriv.

Çiftçileri ön plana koymak demek, kadınların, ailelerin, köylü çiftçilerin, küçük ve orta ölçekli üreticilerin ve tarım işçilerinin yanı sıra, yerel ve topluluk-temelli örgütlerin, yerel, ulusal ve uluslararası tarımsal karar verme süreçlerinin merkezinde yer alması anlamına gelmekte, yalnızca çiftlik üretimi değil, tarımsal genişleme, araştırma, kamu politikaları ve programlara ilişkin kaynaklar, yatırımlar, öncelikler ve yönelimlerde de söz sahibi olmalarını gerektirmektedir. Dolayısıyla, adalet ve eşitliğe bağlılıkla yönetim, agro-ekolojinin bir temel bileşenidir.

2-Toprak Sağlığı, Biyoçeşitlilik ve Doğal Ekosistem İşlevlerini

Teşvik Etmek

Agro-ekoloji, sağlıklı bir agro-ekosistemin temeline, sağlıklı toprağı koyar. Organik maddeyi yeniden toprağa dönüştürerek, biyolojik aktiviteyi teşvik eder, toprak yapısını iyileştirir, bereketi artırır ve besin kaybını en aza indirir. Böylece, zararlılara ve hastalıklara dirençli, besleyici ve sağlıklı bitki gelişimi desteklenir. Aynı zamanda, toprağın üstündeki ve altındaki biyoçeşitliliği de zenginleştirerek, yaşam çeşitliliğinin artması için gereken kritik kaynakları hazırlar, ve çevredeki doğal ekosistemlerin sağlıklı biçimde işlemesini sağlayarak, tozlaşma ve biyolojik zararlı mücadelesi gibi önemli ekosistem hizmetlerini sürdürür.

Agro-ekoloji, karışık ekim, yeşil gübre, yer örtücü bitkiler, azot bağlayıcı bitkiler ile çok-yıllık ekim nöbeti, tarımsal ormancılık ve entegre hayvan-bitki sistemleri gibi uygulamalar yoluyla, genetik, bitki ve sistem çeşitliliği oluşturur.

3-Bilgi ve Uygulamalar ile Bilimi Entegre Etmek

Agro-ekoloji, bilimler ve ekolojik ilkeleri, yerel bilgi ve uygulamalar ile entegre eder. Çiftçiler ve profesyonel bilim insanlarının bilimsel sorgularıyla, topluluk-temelli deneyler ve araştırmaları, resmi ve gayrı resmi yöntemler kullanarak bir araya getirirken, tarımsal ekosistem ile içindeki insanların ilişkisini anlamanın ve öğrenmenin alternatif yollarına yer açar.

Örnekler arasında, Çiftçi Uygulama Okulları, SOCLA ve MASIPAG gibi çiftçi-bilim insanı-STK ağları, Latin Amerika Agro-ekoloji Enstitüleri’nin yaklaşımları, bitki sağlığı klinikleri, çiftçiden çiftçiye aktarım, ve çiftlik üzerinde topluluk-temelli ekoloji araştırmaları bulunmaktadır.

4-Sadelik Yerine Karmaşıklığı Teşvik Etmek

Agro-ekoloji, farklı bilgi kaynaklarının, sistem süreçleri ile akışlarının, ve hem ekolojik hem de sosyal ilişkilerin yarattığı karmaşık düzeni benimser. Bu karmaşıklık, var oluş yapısı nedeniyle istikrarsız ve kolayca bozulabilen monokültür sistemlerin aksine, aşırı veya değişken iklim şartları ve piyasa dalgalanması gibi sistem baskılarına veya diğer kaygılara karşı, yüksek düzeyde esneklik sağlar.

Et, balık, tahıl ve saman üretirken, aynı zamanda istenmeyen ot ve böcek mücadelesi ve besin dönüşümü sağlayan ördek-balık-pirinç sistemleri, ve aracısız pazar veya diğer sosyal ilişkilerle birbirine bağlı çiftçiler ve tüketicilere birden fazla tarım ürünü sağlayan sistemler, örnek olarak verilebilir.

5-Atığı En Aza İndirmek ve Enerji Kullanımını Optimize Etmek

Agro-ekoloji, biyolojik süreçleri geliştirerek, ve biyokütle, besin maddesi, su ve enerjiyi geri dönüştürerek, sistem verimliliğini en uygun hâle getirir. Agro-ekoloji, kaynakları korur, pahalı ve yenilenemez dış girdilere bağımlılığı azaltır, sinerjiyi artırır ve sistemin bütünlüğü ile direncini sürdürür. Agro-ekoloji sistemleri, bir arada üretilen çoklu bileşenlerin çıktısını (ör. bitkiler, hayvanlar, lif, bal, tıbbi ürünler, vb), tek-ürün sistemlerinin çıktısıyla karşılaştırınca, monokültüre kıyasla çok daha verimli arazi kullanım örnekleri teşkil etmektedir.

Örnek olarak, tek yıllık bitki köklerinin ulaşamadığı derinliklerden yukarıya su ve besin maddesi çeken çok yıllık, derin köklü bitkilerin entegrasyonu; organik maddeyi dönüştüren bitki-hayvan sistemleri; kentlerdeki ‘‘yeşil atığın’’, civar çiftliklerde komposta dönüştürülüp, kültürel ve sosyal değere de sahip besleyici gıda olarak tüketicilere geri döndüğü, entegre kentsel-kırsal gıda ve çiftlik sistemleri, verilebilir.

Agro-Ekolojinin Çok İşlevli Faydaları

Agro-ekoloji, tarıma çok-işlevli faydalar sağlar; yalnızca gıda, istihdam ve ekonomik refah değil, aynı zamanda kültürel, sosyal ve çevresel faydalar ile ekosistem hizmetleri de. Araştırmalar gösteriyor ki, agro-ekoloji, dünyanın tüm gıda üretim bölgelerinde:

  • Sağlık ve beslenmeyi iyileştirir; çeşitli, besleyici, taze ve kültürel anlamda uygun bir beslenme düzeni ve pestisit zehirlenmelerinde ciddi bir düşüş sağlar.
  • Gıda ve geçim güvenliğini iyileştirir; gıda ve gelir kaynaklarını çeşitlendirerek, çalışma gereksinimleri ve üretim faydalarını zamana yayarak.
  • Biyoçeşitlilik ve tabii kaynakları korurken, kritik ekosistem hizmetlerini sürdürür; organik maddece zengin bir toprak biyolojisi, etkin besin döngüleri, temiz ve yeterli su kaynaklarını güvenceye alan su yönetimi, tozlayıcılar ve diğer faydalı canlılar için habitat ve besin, genetik ve tür çeşitliliği sağlayarak.
  • Ekonomik istikrarı ve ekolojik direnci artırır; iklim değişikliğine ilişkin çevresel baskılara (ör. uzayan kuraklık, durmayan yağmur, vb.), ve artan girdi fiyatları ile, istikrarsız bir küresel pazarın neden olduğu fiyat dalgalanmaları gibi ekonomik baskılara direnme gücü olan, karmaşık tarımsal ekosistemler yoluyla.
  • İklim değişikliği etkilerini hafifletir; sera gazı salımına katkı yapan fosil yakıt-temelli tarım girdilerine bağımlılığı azaltarak, ve toprakta karbon depolama yoluyla karbon yakalamayı artırarak (ör. ağaçlar ve derin köklü çok yıllık bitkileri sisteme entegre ederek).
  • Toprak direncini ve topluluk kapasitesini artırır; çiftçiden çiftçiye bilgi aktarım ağlarını, üretici kooperatiflerini ve üreticiden tüketiciye, karşılıklı güvene dayanan aracısız ilişkileri teşvik ederek.

Politika Önerileri

21. yüzyılda sürdürülebilir tarıma geçiş yapmak, kurumsal ve siyasi desteğin, agro-ekoloji yönünde kararlı biçimde değişmesini gerektirir. Birçok ekosistemin yıkılmak üzere olduğunu gösteren yeni kanıtlar doğrultusunda, iklim değişikliğinin etkileri de güçlenmekte, ve YZP’ler, dünyanın her yerindeki halkların sağlığı, yaşamı ve geçimini yok etmeye devam etmektedir.

PAN, kimyasal ve kaynak-yoğun tarımın zararlı etkilerini tersine çevirecek, kuvvetli ve yaptırım gücüne sahip düzenleyici bir çerçeve oluşturma, ve agro-ekolojiye geçişi küresel ölçekte destekleme kararlılığı için çağrı yapmaktadır. Yatırımların acil olarak, çiftçileri, işçileri ve kırsal insan topluluklarını merkeze koyan agro-ekoloji araştırmalarına, yaygınlaştırma ve eğitim çalışmalarına yöneltilmesini uygun görmekteyiz. Agro-ekolojiyi destekleyen bir örgütlenme içindeki kadın, çiftçi, işçi, yerli halk, çevre ve sosyal hareketlerin haklarının korunması için, ulusal ve uluslararası kararlılık çağrısı yapmaktayız.

Bu hedefler yolunda atılacak somut adımlar, şunları kapsamaktadır:

YZP’lerin yerine agro-ekolojiyi koyan küresel politika mekanizmaları oluşturmak

  • YZP’lerin agro-ekolojiyle değiştirilmesi de dâhil olmak üzere, pestisitlerin döngü yönetimine dair yasal bağlayıcılığı olan küresel bir sözleşme hazırlanmalıdır.
  • SAICM, FAO, UNEP, UNDP ve GEF, YZP’ler ve kimyasal-yoğun tarımın agro-ekolojiyle değiştirilmesini teşvik etmeli, finanse etmeli ve eyleme geçmelidir.

Agro-ekoloji araştırma, yaygınlaştırma ve yenilik çalışmaları için yerel ve ulusal kapasite geliştirmek

  • Çiftçiler, yerel halk ve bilim insanlarının, agro-ekolojide kapasite güçlendirmek amacıyla sorun tanımlama, deney yapma ve yenilik getirmesi için, çiftçiden çiftçiye bilgi aktarımı ve yatay işbirliği, cesaretlendirilmelidir.
  • YZP’lere bağımlılığı azaltacak, iklim değişikliğine uyum sağlamayı ve etkilerini hafifletmeyi kolaylaştıracak, yerel tohum, bitki ve hayvan türlerini entegre edecek agro-ekoloji uygulamalarında, çiftçi önderliğinde yürütülecek araştırmalar ve yenilikçilik, önceliklendirilmelidir.

Küçük ve orta ölçekli çiftçiler ve bağlı oldukları kurumları desteklemek

  • Kadınların, çiftçilerin, yerel ve topluluk-temelli kuruluşların, gıda, toprak, tohum, su, sağlık, geçim, seçim yapma ve örgütlenme hakkı başta olmak üzere, önceliklerini yerine getirmek için agro-ekoloji geliştirme ve uyarlama kapasitesi güçlendirilmelidir.
  • Kadınlar, çiftçiler ve yerel önderler, ulusal ve uluslararası karar verme süreçlerine dâhil edilmelidir.

Destekleyici ekonomi politikaları, maddi teşvikler ve pazar fırsatları oluşturmak

  • Maddi teşvikler ve destekler (kredi, ürün sigortası, ekosistem hizmetleri için ödenek) sağlanmalı, agro-ekoloji uygulamaları uyarlayan çiftçilere yönelik pazar fırsatları genişletilmelidir.
  • Zararlı girdilere bağımlılığı sürdüren yanlış teşvikler (ör. kimyasal girdiler için hükümet sübvansiyonları), ortadan kaldırılmalıdır.
  • ‘’Kirleten Öder’’ ilkesi doğrultusunda, kirletici endüstrilerin de maddi katkı sunacağı (ör. tarım kimyasalları şirketleri), ve agro-ekolojinin geniş çapta yaygınlaşmasını destekleyecek, bağımsız fonlama mekanizmaları kurulmalıdır.

Kurumsal destekleri güçlendirmek

  • Küçük ölçekli çiftçilerin eşit erişim ve mülkiyet haklarını koruyan kapsamlı bir tarım reformu gerçekleştirilmeli, çiftçilerin tohum saklama, üretme ve takas etme haklarını kollayan, şirketlerin toprak, su ve genetik üzerindeki pençesini engelleyen fikri mülkiyet hakları, revize edilmelidir.
  • Çiftçilerin, gıda ve geçim güvenliği ihtiyaçlarını karşılamasını kolaylaştıran, ve yöresel pazarlarda üretici ve tüketici ilişkileri oluşturan, yerel, bölgesel ve küresel ölçekte, âdil ticaret düzenlemeleri yapılmalıdır.
  • Özel sektörün, âdil ve sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle aynı çizgide olması sağlanmalıdır: güvenli ve sürdürülebilir teknolojilere yapılan özel yatırımlar ödüllendirilmeli; pazar payının tarım şirketleri tarafından tekele alınmasını engelleyecek rekâbet ve anti-tröst düzenlemeleri uygulanmalı ve dayatılmalıdır.
  • Agro-ekolojinin uygulanmasını kolaylaştırmak için, girdi-yoğun üretim sistemlerinin toplumsal, çevresel ve sağlık maliyetleri değerlendirilmeli ve içselleştirilmelidir.

Kaynak: PAN International

Notlar:

i Rengam, S. ve diğerleri. 2018, Haklar ve Zehirlere Dair: Tarım Kimyasalları Endüstrisinin Hesap Verebilirliği (Of Rights and Poisons: Accountability of the Agrochemical Industry.) PANAP, Penang. 


ii IAASTD, 2009. IAASTD Küresel Raporu: Karar Vericiler için Özet (IAASTD Global Report: Summary for Decision Makers). Island Press, Washington DC. 


iii Pimbert, M. 2018. “Agro-ekolojinin küresel durumu: güncel uygulamalar, potansiyel ve zorluklara bir bakış’’ (Global status of agroecology: a perspective on current practices, potential and 
challenges). Econ Pol Weekly Vol LIII No 41, 13 October 2018. 


iv UN FAO, 2014. Gıda ve Tarımın Durum Özeti (The State of Food and Agriculture In Brief). FAO, Roma.

İletişim