Güvenli Pestisit Masalları – Özet

Organik tarımcı Andre Leu, hakem denetimli kanıtları ortaya dökmek amacıyla saygın bilim dergilerini tarayarak, gerçeklerin kimyasal şirketlerinin ve pestisit yetkililerinin iddia ettiği gibi olmadığını söylüyor. Leu, teknik jargonu basit kelimelere dökerek, pestisit güvenliğine dair en sık karşılaşılan beş söylentiyi ele alıyor ve bunları bilimsel veriler ışığında çürütüyor.

Güvenli Pestisit Masalları, gıda zincirinde kullanılan zehirli kimyasalların yasal düzenlemelerindeki ciddi eksiklerin bir çerçevesini çiziyor, ve güncel kullanım biçimlerine dayanak oluşturan birçok kriterin, en yeni bilimsel veriler yerine, geçerliğini kaybetmiş eski varsayımlara dayandığını gösteriyor. Gerçekte, bu varsayımlar, birer masaldır. 

  1. ‘‘TİTİZLİKLE TEST EDİLMİŞTİR’’ Masalı. Piyasada satılan pestisit formülasyonlarının çoğu, güvenlik testinden geçmiyor. 
  2. ‘‘ÇOK DÜŞÜK MİKTARDA’’ Masalı. Kimyasal kalıntılar, en küçük dozlarda bile zararlıdır. 
  3. ‘‘DOĞADA ÇÖZÜNÜR’’ Masalı. Birçok pestisit, doğada çözündüğünde daha da tehlikeli hale gelir. 
  4. ‘‘GÜVENİLİR DENETLEYİCİ KURUMLAR’’ Masalı. Düzenleyici ve denetleyici yetkililer, pestisitlerin verdiği zararı ortaya koyan çok sayıda hakem denetimli bilimsel çalışmayı göz ardı ederek, herhangi bir veriye dayanmayan varsayımlar doğrultusunda karar veriyor. 
  5. ‘‘PESTİSİTSİZ TARIM YAPILAMAZ’’ Masalı. Çiftçilikte toksik sentetik pestisitler kullanmak şart değildir ve organik tarım tüm dünyayı besleyebilir. 

Pestisit düzenleme yetkililerinin bilimsel güvenilirliği, pestisitleri herhangi bir veriye dayanmayan varsayımlar doğrultusunda onayladıkları zaman, ciddi biçimde sorgulanmalıdır.

Bunun iyi bir örneği, formüle pestisit ürünlerin, tüm bileşik yerine yalnızca etken maddenin test sonuçlarına göre onaylanmasıdır. Etken maddeyi güçlendirmek amacıyla formülasyonlara eklenen diğer aktif kimyasalların aslında etkisiz olduğu, ve formülasyonun toksisitesini artırmadığı iddiasının, herhangi bir bilimsel dayanağı yoktur. Formüle pestisit ürünler üzerine yapılan az sayıda bilimsel çalışma, bunların tek başına etken maddeye kıyasla, insanlara yüzlerce kat daha zehirli olabileceğini göstermektedir. Bilimsel verilere dayanan güvenilir kanıtlar oluşturmak amacıyla, bütün formülasyonu, yani pestisit ürünün tümünü test etme zorunluluğu, aslında yoktur. 

Yetkililer, bir tarım bitkisinin standart üretiminde kullanılmak üzere, herbisitler, fungisitler ve insektisitler gibi birkaç çeşit pestisit onaylar. Böylece, bitkilerde birden fazla kalıntı tespit edilir; kalıntı testlerine göre, Birleşik Devletler’deki gıdaların %47.4’ünde, iki veya daha fazla pestisit kalıntısı bulunmaktadır. Her bir pestisitin ayrı ayrı test edilmesini yeterli bulan mevcut onay süreçleri, kimyasallar ayrı ayrı güvenliyse, bir araya geldiklerinde de güvenli olacakları varsayımına dayanır. Oysa, çoklu pestisit kalıntılarının, aditif veya sinerjik etkiler nedeniyle ciddi sağlık sorunları yaratabileceğini gösteren çeşitli bilimsel çalışmalar yayınlanmıştır. Onaylanmış pestisitlerin bir araya geldiğinde sebep olacağı potansiyel sağlık risklerini test etmemek, yetkililerin bu kalıntı kombinasyonlarının güvenli olduğunu kanıtlayan herhangi bir veriye sahip olmadığını göstermektedir.

Pestisitlerin çözünürken ortaya çıkardığı metabolitlerin test edilmemesi de, muazzam bir veri boşluğu yaratır, özellikle de, bunların genelde pestisit maddenin kendisinden daha zehirli ve bulaşıcı olduğunu gösteren az sayıda çalışmanın ışığında. 

Kabul Edilebilir Günlük Alım (Acceptable Daily Intake – ADI), buna başka bir örnektir. Birçok kimyasalın endokrin bozucu, dolayısıyla çok düşük dozlarda bile çok zehirli olduğunu gösteren yüzlerce çalışmanın varlığına rağmen, yüksek dozlarda yapılan testlere göre bir ADI belirlemek, yine boş bir varsayımdır. ADI’nin güvenliğini ve endokrin sistemi bozucu olmadığını kesinleştirmenin tek yolu, ADI için belirlenen gerçek kalıntı düzeylerinde testler yürütmektir. 

Anne karnındaki bebekler, yeni doğanlar ve büyümekte olan çocukların gelişimsel nöro-toksisiteyle ilişkili güvenlik zorunlulukları da yine herhangi bir veriye dayanmayan varsayımlara tabidir. Şu anda, düzenleyici onay süreçlerinde yürütülen pestisit testleri, bu yaş grupları üzerindeki risklere yönelik özel testleri kapsamamakta, ADI’ler ise genç hayvanlar üzerinde yürütülen testlere göre belirlenmektedir. Testler, özellikle gelişmekte olan cenin ve bebekler üzerindeki tehlikeleri değerlendirecek biçimde tasarlanmadığı sürece, bu yaş grubuna yönelik kanıt-temelli verilere ulaşmak, mümkün değildir. 

Nesiller arası etkiler için de aynı şey geçerlidir. Testler, birkaç nesil üzerinde birden yürütülmediği müddetçe, özellikle de organlar ve fizyolojik süreçlere odaklanmıyorsa, mevcut ADI’lerin sonraki nesillerde sağlık sorununa neden olup olmayacağını kanıtlayan verilere ulaşılamaz. Pestisit kalıntılarına maruz kalmanın gelecek nesillerde sağlık sorunlarına yol açabileceğini gösteren birçok bilimsel çalışmanın ışığında bu meseleyi göz ardı etmek, tehlikelidir. 

Pestisit düzenlemeleri, şu anda olduğu gibi verileri göz ardı eden varsayımlara değil, güvenilir bilimsel çalışmalara ve testlere dayanmalıdır. Şunlara yönelik ek testler yürütülmelidir:

  • Kimyasal karışımları ve kokteylleri;
  • Yalnızca etken madde değil, tüm formüle ürünler;
  • Pestisit metabolitlerin toksisitesi;
  • Anne karnındaki bebekler, yeni doğanlar ve büyüyen çocuklar için özel koşullar;
  • Endokrin sistemi bozucular;
  • Metabolizma bozucular;
  • Tüm organlar ve fizyolojik sistemler üzerindeki nesiller arası etkiler;
  • Gelişimsel nöro-toksisite. 

Düzenleme ve denetleme kurumları, bunlar yapılana kadar, herhangi bir pestisit düzeyinin insanlar veya çevre için güvenli olup olmadığı iddiasını destekleyecek güvenilir, bilimsel kanıtlara sahip değildir. 

Çeviren: Emre Rona

Kaynak: IFOAM




İletişim