Onarıcı Tarımın Önemi

Yazan: Murat Akhuy

Onarıcı tarımın tanımına ve uygulananan yöntemlere geçmeden önce neden onarıma ihtiyaç duyulduğunu tespit etmekte fayda var. Onarım ihtiyacı var, çünkü günümüzde dünya genelinde toprak niteliğinde büyük bir gerileme ile karşı karşıyayız. Bu bozulmanın temelinde 2. Dünya Savaşı sonrası tarımsal üretimde büyük artışa neden olan namı diğer Yeşil Devrim yatıyor.

Adı ironik biçimde “yeşil” olan bu devrim tarımda mekanizasyon, kimyasal gübre ve pestisit kullanımı ve yeni geliştirilen verimli tohumlar gibi unsurlar sayesinde gerçekten de dünya çapında büyük verimlilik artışı sağlanmasını olanaklı kılmıştı. Ancak, verimlilikte sağlanan bu artışın ağır bir bedeli vardı: Toprak ekosistemine büyük zarar veriyordu. Aslında kadim bir bilgi olmasına rağmen toprağın canlı bir ekosistem olduğunun bilim tarafından keşfedilmesi 1990’ları bulmuştur. Özellikle Dr. Eliane Ingham’ın çabalarıyla sağlıklı bir toprak ekosisteminin mineral bileşenler dışında yeterli sayıda mikroorganizma ve organik madde içermesi gerektiği ve “toprak gıda ağı”nın mikrocanlılar ve bitkilerin ihtiyaç duyduğu beslenme zincirini nasıl oluşturduğu ortaya konmuştur. Bir avuç sağlıklı toprakta trilyonlarca bakteri, onbinlerce nematod ve protozoa, kilometrelerce uzunlukta mantar ağı bulanmaktadır ve esasen toprak ile toz arasındaki farkı belirleyen de budur. Mikrocanlılık ve onları besleyecek yeterli miktarda organik madde (%3 ve üstü) olmadan canlı bir toprak ekosisteminden söz edilemez.

İşte Yeşil Devrim’in tetiklediği günümüz konvansiyonel tarımının zarar verdiği alan tam da budur. Pulluk ve traktörlerle deşilen toprağın su ve hava barındıran gözenekli yapısı bozulurken, kimyasal gübre ve tarım zehirleri de mikroorganizmaları öldürürerek toprak ekosistemini temelden sekteye uğratırlar. Sonuçta gelinen nokta tüm dünya genelinde benzerdir: Oksijensiz ve su tutma kapasitesinden yoksun sıkışmış topraklar, yok olan mikroorganizmalar ve %1 civarına gerilemiş olan organik madde oranları. Böylesi bir toprak ekosisteminde bitkilerin doğal yollardan beslenemeyeceği ve yetişemeyeceği ortadadır. Bu nedenle tarımsal üretimde fosil yakıt kaynaklı katkılar giderek artmakta, toprak ekosistemi sağlıklı ve besleyici gıda üretiminde giderek işlevini yitirmektedir. Yok olan mikroorganizmalar ve azalan organik madde sonucu bozulan toprak yapısı çağımızın büyük belası erozyonun da başlıca nedenidir. BM verilerine göre önümüzdeki 50 yıl içinde verimli üst toprağın büyük bölümünü, dolayısıyla gıda üretim kapasitemizin çoğunu kaybetmiş olacağız. Bugün dahi erozyon sonucu üst toprak kalınlığı birçok yerde 15 cm seviyelerine kadar gerilemiş durumda ki bu derinlikte sağlıklı kök gelişimi beklemek mümkün değil. Özetleyecek olursak, dünya genelinde verimli toprak ve biyoçeşitlilik kaybı sonucunda, bir yandan günümüzde olduğu gibi, düşük besleyiciliğe sahip ve temel minerallerden yoksun gıda üretiminin getirdiği sorunlarla boğuşurken, diğer yandan da sadece insanlığı besleyecek toprağın üst tabakasını değil neredeyse tümünü kaybetme problemi ile de karşılaşacağız.

Evet, onarıcı tarım yoluyla erozyonu önleyebilir, toprak ekosistemini yeniden işlevsel hale getirebilir ve gıda üretim kapasitemizi hem niteliksel, hem de niceliksel açıdan artırabiliriz. Ancak, işin bir de küresel ısınma boyutu var. Niteliğini yitirmiş topraklar iklim değişikliğine karşı verilen savaşta büyük bir fırsat sunuyor bize. Canlılığını yitirmiş ve organik madde oranları düşmüş toprakların içerdikleri karbon oranları da çok düşüktür. Öyle ki, tarım öncesi topraklarda %25-30 seviyelerinde olan karbon oranları yoğun konvansiyonel tarım yapılan arazilerde %5’lere kadar düşmüştür. Karbon, toprak ekosistemine canlılık veren en temel bileşen olduğuna göre canlılığa parallel olarak karbon oranları da gerilemektedir. Onarıcı tarım tam da bu noktada mükemmel bir çözüm fırsatı sunar bize. Toprak içindeki organik maddenin %55’i karbondan oluşur. Dolayısıyla organik madde oranını artırmak, atmosferden doğrudan karbondioksit (CO2) çekme ve toprakta depolama anlamını taşır.

1 metre derinliğindeki toprakta, organik madde oranının %1 artırılması metrekarede 14 kg organik madde oluşturulması ile eş anlamlıdır. Bunun sonucunda da 28 kg karbondioksiti toprağa gömmüş oluruz. Görüldüğü üzere onarıcı tarım pratikleri ile toprak ekosistemini iyileştirmek, sürdürülebilir gıda üretimi yanında, küresel ısınmayı 2oC’nin altında tutma hedefine ulaşma bağlamında da önemli bir araç sunar bize.

İyileştirmek ve zenginleştirmek

Onarıcı tarım, besleyici ve nitelikli gıda üretimi yaparken toprak ekosistemini iyileştiren ve zenginleştiren yöntemleri barındıran tarımsal sistemlere verilen addır. Temel odak alanları içinde üst toprak yaratma, biyoçeşitlilik artışı, su döngüsünde iyileşme, ekosistem hizmetlerinde zenginleşme, tarımsal üretimde kulanılan toprağın sağlık ve niteliğinde artış ve karbon gömme kapasitesinin artırılması yoluyla iklim değişikliğine karşı mücadele yer alır.

Onarıcı tarım yöntemleri uygulayan bir çiftlikte verimin zaman içinde artması beklenir. Kilit nokta, sadece toprağa “zarar vermemekle” yetinilmemesi, toprak ekosistemini ve çevreyi iyileştiren ve zenginleştiren yöntemler kullanarak gelişim sağlanmasıdır. Onarıcı tarım, yüksek kaliteli ve besleyici değere sahip gıda üretme kapasitesi olan sağlıklı toprak yaratarak verimli çiftlikler ve sağlıklı topluluklar yaratma hedefini güder.

Uygulanan onarıcı tarım teknikleri sonucunda temel ekolojik ve biyolojik göstergelerde iyileşme sağlanmalıdır. Organik madde, biyokütle veya karbon gömme miktarlarında yaşanan artışı gözlemlemek ve ölçmek en sık başvurulan yöntemlerdir. Bunun yanı sıra mikroskobik ölçüm yoluyla mikroorganizma türleri ve sayısında meydana gelen değişimleri kaydetmek de oldukça sağlıklı bir gösterge sağlar.

Başlıca onarıcı tarım teknikleri aşağıdaki başlıklar altında toplanabilir:

  1. Toprak işlemesiz tarım
  2. Organik yıllık mahsul üretimi
  3. Kompost ve kompost çayı/özütü
  4. Biyokömür
  5. Bütüncül yönetim
  6. Dönüm hattı tasarımı
  7. Hayvan entegrasyonu
  8. Ekolojik su kültürü
  9. Organik çok yıllık mahsul üretimi
  10. Olatmalı ormancılık
  11. Tarımsal ormancılık

Onarıcı tarım küresel çerçevede benimsenirse aşağıda özetlenen faydalar sağlanabilir:

  • Dünya nüfusunu beslemek: Küçük çiftçiler halihazırda tüm üretim alanlarının dörtte birinden azında dünyayı besleyecek boyutta üretim yapmaktadır. > GRAIN Raporu 
  • Sera gazı emisyonlarını azaltmak: Mevcut endüstriyel gıda üretim sistemi küresel sera gazı emisyonlarının %44-57’sini üretmektedir. Onarıcı tarım bu alanda büyük iyileşme sağlayarak küresel ısınmayla mücadeleye bütük katkı sunabilir. > GRAIN Raporu 
  • İklim değişikliğini tersine çevirme: Emisyonların azaltımı tek başına yeterli değildir. Bu hedefe ancak toprağa karbon gömerek ulaşabiliriz. > Rodale Enstitüsü Raporu 
  • Verim artışı: Organik çiftliklerin verimi, konvansiyonel çiftliklere göre değişen hava ve iklim koşullarına daha az bağlıdır. >  BM Gıda Hakkı Özel Raportörü’nün Raporu 
  • Kuraklığa dirençli toprak yaratma: Toprağın içediği organik madde miktarını artırmak su tutma kapasitesini de arıtırır. Onarıcı tarım, toprağın organik madde oranını artırır. > Daha fazlası
  • Yerel ekonomileri canlandırma: Aile çiftçiliği yerel ekonomileri canlandırma olanağı sunar. > FAO Raporu 
  • Geleneksel bilginin korunumu: Yerel çiftçilik uygulamalarını anlamak onarıcı organik tarım sistemleri geliştirebilmek için önemli ekolojik ipuçları sunar. > Action Aid Nepal Raporu 
  • Biyoçeşitlilik artışı: Biyoçeşitlilik tarımsal üretim ve gıda güvenliği için elzem olduğu gibi çevre koruma faaliyetleri için de değerli bir faktördür. > Rapor 
  • Otlakların iyileştirilmesi: Dünya karasal alanlarının üçte biri otlaklardan oluşsa da bunların %70’i bozulmuş durumdadır. Bütüncül otlatma bu alanları geri kazanmamızı sağlayabilir. > Kanıt 
  • Besleyici değer artışı: Beslenme uzmanları daha çeşitli tarımsal üretim için işlevsel ormanlar gibi tarımsal ormancılık sistemlerinden faydalanmanın gerekliliği üzerinde duruyor. >  BM Gıda Hakkı Özel Raportörü’nün Raporu
İletişim