Otuz Yıllık Uluslararası Pestisit Politikalarında Bir Zaman Yolculuğu – PAN Almanya

1981

Etkili bir kitap sayesinde gözler açılır ve harekete geçilir

Gelişmekte olan ülkelerdeki pestisit mağdurları ilk defa seslerini duyurdu.

Gelişmekte olan ülkelerdeki pestisit problemleri yaklaşık otuz yıl önce, Circle of Poison (Zehir Çemberi) adlı kitabın 1981’de yayınlanması ile uluslararası bir mesele haline geldi. David Weir ve Marc Shapiro adlarındaki iki araştırmacı gazetecinin kaleme aldığı bu kitap, pestisit kaynaklı sorunlara dair gerçekleri ve rakamları su yüzüne çıkararak, gelişmekte olan ülkelerdeki pestisit mağdurlarının ilk defa seslerini duyurmalarını sağladı.

Yazarlar, Küresel Kuzey’de (gelişmiş ülkelerde) üretilen ve kullanımı kısıtlanan pestisitlerin, kişisel koruyucu ekipmanlara sahip olmayan eğitimsiz çiftçilere dahi herhangi bir ayrım gözetmeksizin satıldığı yoksul ülkelere nasıl ihraç edildiğini takip etmiş; Afrika, Asya ve Latin Amerika’da pestisitlerin yaygın hastalıklar ve ölüm vakalarına neden olduğunu ortaya çıkarmıştır. Ayrıca, bu pestisitlerin tüketicilerin sağlığına zarar verebilecek gıda ve yem kalıntıları şeklinde Küresel Kuzey’in sanayileşmiş ülkelerine nasıl geri geldiğini de kaydetmişlerdir. Weir ve Shapiro, kitabın sonunda ise tüm dünyadaki insanlardan bu zehir çemberini kırmaları için yardım istedi. 

Circle of Poison, Uluslararası Pestisit Eylem Ağı’nın 1982’de kurulmasında önemli bir uyaran olmuştur. PAN, kimyasal kullanımının yoğun olduğu tarım sistemleri için saldırganca reklamı yapılan ve pazarlanan pestisit ürünlerinin yol açtığı insan ve çevre sağlığı problemlerini ele almayı üstlenmiştir.

1982

PAN aktivisti daha katı standartlar talep eder

PAN, pestisitlerin uluslararası ticareti ve kullanımına ilişkin örnek bir uygulama ilkeleri oluşturması için FAO’yu teşvik etti. 

Bir yıl sonra, 1982’de etkili bir kitap daha yayınlandı. Yazar David Bull, PAN’ın ilk aktivistlerindendir. Büyüyen bir Sorun: Pestisitler ve Üçüncü Dünya Yoksulları (A Growing Problem: Pesticides and the Third World Poor) gelişmekte olan ülkelerde pestisitlerin sebep olduğu sağlık ve çevre sorunlarının ölçeğini ayrıntılı olarak ele almaktadır. Kitap, pestisitlerin yol açtığı yaygın hastalıklar ve çevre felaketlerine karşı etkili bir eylem gerçekleştirmenin aciliyetine vurgu yapmıştır. 

O dönemde, gelişmekte olan ülkelerin çoğunda herhangi bir bitki koruma mevzuatı bulunmamaktadır. David Bull ve diğer PAN aktivistleri, pestisitlerin uluslararası ticareti ve kullanımına ilişkin örnek bir uygulama ilkeleri oluşturması için FAO’yu teşvik etti. Hükümetlere çağrı yaparak, etkili uygulama ve takip sistemlerine dayanan uygun pestisit mevzuatını hayata geçirmelerini istemiştir. Yasal mevzuat ve başarılı düzenleme standartları, pestisit sorunlarıyla mücadelede ilk adım olarak görülüyordu. 

Hükümet temsilcilerinin çoğu, tüm ülkelerin mevzuatı onaylaması ve pestisitleri dağıtım, paketleme, uygulanma veya elden çıkarılma aşamasında gerekli önlemler alındığı takdirde tehlikeli pestisitlerin ‘‘güvenli kullanımının’’ mümkün olduğuna inanıyorlardı.

Fakat ulusal mevzuatın hedefleme ve uygulama zorlukları zamanla ortaya çıktı. Gelişmekte olan ülkelerdeki kimyasal-yoğun zararlı mücadelesinin her geçen gün artan dramatik etkilerinin ve miraslarının üstesinden gelmek amacıyla, hükümet temsilcileri ve uzmanlar tarafından uygulamayı kolaylaştıracak küresel standartlar oluşturma çağrısı yapıldı. 

1985

Pestisit zehirlenmelerini durdurmak amacıyla ihtiyari evrensel standartlar oluşturulur

Davranış Kuralları ve bunların uygulama esasları, pestisit sorunlarına dair en kapsamlı uluslararası standartları meydana getirir. 

FAO, şiddetli tartışmalar ve müzakereler sonrasında Pestisitlerin Dağıtımı ve Kullanımına İlişkin Uluslararası Davranış Kuralları’nı kabul etmiştir. Bu Davranış Kuralları, pestisitlerin dağıtımı ve kullanımıyla bağlantısı olan tüm kamu ve özel kişiler için standartlar oluşturmuştur. FAO, tüm üye ülkelerine pestisitlerin daha güvenli ve etkili kullanımına yönelik Davranış Kuralları’nı destekleme tavsiyesinde bulundu. Davranış Kuralları ve bunları uygulama kılavuzları, o zamanlardan bu yana hala pestisit sorunlarına dair en kapsamlı uluslararası standartlar olmaya devam etmektedir. Kurallar ihtiyari olsa da, hükümetler, özel sektör ve PAN gibi kamu yararına çalışan gruplar tarafından geniş destek görmektedir. Pestisit yönetimine ilişkin küresel ölçekte kabul gören standartlar olarak, 1985’te kabul edildiğinden beri insan sağlığını ve çevreyi korumaya hizmet etmektedir. Kurallar, zararlı yönetiminde etkili bir alternatif olarak Entegre Zararlı Yönetimi’ni önermektedir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), halk sağlığıyla ilişkili pestisitler için Davranış Kuralları’nı kabul ederek, mümkün olan durumlarda halk sağlığı kontrol stratejileri kapsamında pestisitlere alternatif olarak Entegre Vektör Yönetimi’ni teşvik etmektedir. Kurallar birkaç kez güncellenerek, 2013 yılında Pestisit Yönetimine İlişkin Uluslararası Davranış Kuralları adını almıştır. 

1990’lar

Bir dizi program ile pestisit kullanımı ‘‘güvenli’’ hâle getirilmeye çalışılır 

Milyonlarca çiftçi pestisitlerin ‘‘güvenli’’ kullanımı ve imhası için eğitilmiştir… 

1980’lerden itibaren, gelişmekte olan ülkelerde pestisit zehirlenmeleri ile mücadelede kullanılan temel araçlar şunlardır:

  • Pestisitlerin dağıtımı, kullanımı ve imhasına yönelik yasal mevzuat
  • Yalnızca uygun biçimde test edilmiş ve onaylanmış pestisitlerin satıldığından emin olmak adına pestisit ruhsat işlemleri
  • Pestisitlerin güvenli ve etkili kullanımı için eğitimler

Bu girişimlerin amacı, endüstrileşmiş ülkelerde kullanılan stratejiler ve yaklaşımları gelişmekte olan ülkelerdeki sorunların çözümünde uygulamaktır. 

Günümüzde, neredeyse tüm ülkeler pestisit mevzuatını uygulamaya koydu. Gelişmekte olan ülkelerde pestisitlerin dağıtımı ve kullanımının düzgün şekilde kayıt altına alınması amacıyla birçok program mevcut. Ayrıca, kamu kurumları, yardım kuruluşları, FAO, pestisit endüstrisi ve diğer özel sektör kurumları ile birlikte sivil toplum örgütleri tarafından pestisitlerin ‘‘güvenli’’ dağıtımı, kullanımı ve imha edilmesi hakkında milyonlarca çiftçiye eğitimler verildi. Ancak tüm bu faaliyetler pestisit zehirlenmelerini durduramadı.

1992

Rio de Janeiro Dünya Zirvesi ihtiyatlı yaklaşımı benimser

Dünya Zirvesi’ne katılan 172 ülke temsilcisi, pestisit risk azaltım programları oluşturmak için önemli anlaşmalar imzalandı. 

Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansı (Dünya Zirvesi), 1992 yılında Rio de Janeiro’da gerçekleşti. Boyutu ve endişelerin kapsamı açısından daha önce eşi görülmemiş bir BM konferansı gerçekleşmişti. 172 ülke temsilcisi, çevre ve sürdürülebilir kalkınma ile ilgili önemli anlaşmalar yaptı. Zirve sonunda ortaya çıkan belgelerden biri, çevresel bozulmanın etkilerini durdurmaya ve tersine çevirmeye yönelik olarak Birleşmiş Milletler Eylem Programı, yani Gündem 21’dir. Gündem 21, tüm ülke hükümetlerinin;

  • pestisit kullanımına dair temel bilgilerin belirlenmesi için ulusal araştırmalar yapması,
  • pestisitlerin insan sağlığı ve çevre üzerindeki etkilerini belgelemesi,
  • riski azaltmaya yönelik programlarının oluşturması,
  • pestisit kaynaklı sorunların aşılması amacıyla aktif olarak çalışması

için çağrıda bulundu. 

Rio Çevre ve Kalkınma Deklarasyonu adındaki temel belge, olumsuz etkilerin nedenlerine yönelik bilimsel kanıt beklemeden, olası zararı engellemek adına ihtiyatlı bir yaklaşım ile harekete geçme çağrısında bulundu:

‘İlke 15 

Devletler, kapasiteleri doğrultusunda, çevreyi korumak amacıyla yaygın olarak ihtiyatlı yaklaşım uygulayacaktır. Ciddi veya geri döndürülemez bir zarar tehditi oluşmuş ise, tam bir bilimsel kesinlik sağlayan çalışmaların eksikliği, çevresel bozulmayı engelleyecek uygun maliyetli önlemleri erteleme nedeni olarak kullanılamayacak.’’  

2002

‘‘Pestisitlerin güvenli kullanımı’’ uygunsuz bir terim haline gelir

Gelişmekte olan ülkelerde çok tehlikeli pestisitlerin ‘‘güvenli kullanımının’’ mümkün olup olmadığına dair yaygın şüpheler ortaya çıkmıştı. Bu terim, Pestisitlerin Dağıtımı ve Kullanımına İlişkin Uluslararası Davranış Kuralları’nın 2002 revizyonundan çıkarıldı. Revize edilen Kurallar, pestisit kaynaklı tehlikelerin azaltılması ve ortadan kaldırılmasının önemini ele almaya başladı. Pestisit yönetimindeki temel zaafların hâlâ geçerli olduğunu şöyle belirtmiştir:

‘‘ağırlıklı olarak gelişmekte olan ülkelerde, pestisit yönetiminin belirli yönlerine dair temel zaaflar hâlâ görülmektedir. Örneğin, ulusal pestisit mevzuatı, teknik uzman ve kaynak yetersizliğinden dolayı yaygın olarak uygulanamamakta; son derece tehlikeli veya standartların altında pestisit formülasyonları hâlâ yaygın olarak satılmakta; ve son kullanıcılar, pestisitlerin minimum risk ile kullanılması konusunda genellikle yeterince iyi eğitilmeyerek güvence altına alınamamaktadır.’’

2004

Pestisitlerin tehlikelerine yönelik Uluslararası Sözleşmeler uygulanır

Stockholm Sözleşmesi, Kalıcı Organik Kirletici (KOK) olarak tanımlanmış bazı pestisitlerin üretimini ve kullanımını ortadan kaldırmayı hedeflemektedir. 

Pestisitlere yönelik uluslararası bağlayıcılığı olan en önemli düzenlemelerin ikisi de 2004 yılında yürürlüğe girmiştir: Bazı Tehlikeli Kimyasallar ve Pestisitlerin Uluslararası Ticaretinde Ön Bildirimli Kabul (PIC) Usulüne Dair Rotterdam Sözleşmesi ve Kalıcı Organik Kirleticiler’e (KOK) Dair Stockholm Sözleşmesi. 

Rotterdam Sözleşmesi’ne göre, belirli sayıdaki ülkede yasaklanan, yürürlükten kalkan veya ciddi biçimde sınırlanan kimyasalların/pestisitlerin başka bir ülkeye ihracatı, yalnızca ithalatçı ülke hükümetinin bu düzenlemenin gerekçeleri hakkında bilgilendirilmesi ve söz konusu kimyasal veya pestisitin ithalatına yönelik olumlu bir ön onay verilmesi durumunda mümkündür. Yani, Rotterdam Sözleşmesi, tehlikeli kimyasallar ve pestisitlerin uluslararası ticaretinde bir erken uyarı sistemidir. 

Buna karşılık, Sotckholm Sözleşmesi ise KOK olarak tanımlanmış bazı kimyasalların/pestisitlerin üretimini, kullanımını, stoklarını ve çevredeki olası varlığını ortadan kaldırmayı hedeflemektedir.

Bu iki uluslararası sözleşmenin kısıtları şunlardır:  

  • çok az sayıdaki son derece tehlikeli pestisitler üzerinde etkilidir
  • esas olarak endüstrileşmiş ülkelerde yıllar, hatta on yıllar önce yasaklanan pestisitleri kapsar
  • yalnızca, bir ülkenin sözleşmeyi onaylayarak ‘Taraf’ olması hâlinde bağlayıcılığı vardır
  • Taraflardan biri sözleşmeyi ihlal ederse herhangi bir cezai işlem hükmü yoktur;
  • yalnızca tek bir tarafın reddetmesi durumunda dahi, ek bir kimyasal maddenin/pestisitin listeye girmesi başarısızlıkla sonuçlanabilir.

2006

Kimyasal Madde Yönetimine İlişkin Stratejik Yaklaşım tehlikeleri hedefler

SAICM, pestisitler de dâhil olmak üzere, kimyasal güvenliği sağlamayı hedefleyen kapsamlı bir küresel mutabakattır. 

Uluslararası Kimyasal Yönetimi Konferansı (ICCM) ilki, 2006 yılında Dubai’de gerçekleşti. Hükümetler ve diğer paydaşların temsilcileri, Uluslararası Kimyasal Maddelerin Yönetimine İlişkin Stratejik Yaklaşım (SAICM) kabul edildi. Bu yeni küresel politika ve strateji, insan sağlığını ve ekosistemleri korumak amacıyla, kullanım süreleri boyunca kimyasalların sağlam bir şekilde yönetimini hedeflemektedir. Pestisitler için Davranış Kuralları’nda olduğu gibi, SAICM de yasal bağlayıcılığı olan bir anlaşma değildir. Fakat, hükümetler, kimyasal madde ve pestisit üreticileri, sivil toplum örgütleri ve diğerleri için küresel bir politik bağlılık tesis eder. Pestisitler de dâhil olmak üzere, kimyasal güvenliği sağlamayı hedefleyen kapsamlı bir küresel mutabakattır. 

ICCM katılımcıları, SAICM’nin genel hedefini oybirliğiyle şu şekilde belirlemiştir: ‘‘2020 yılına kadar kimyasalların insan sağlığı ve çevre üzerindeki ciddi olumsuz etkilerinin en aza indirilmesini sağlayacak şekilde kullanılması ve üretilmesi için kullanım süreleri boyunca kimyasalların sağlam yönetimini sağlamak.’’ Dünya, SAICM’nin kabul edilmesiyle birlikte pestisitlerin yol açtığı olumsuz etkileri bir kez daha resmen tanımış oldu. SAICM’ye göre, çok zehirli pestisit kullanımının azaltılması ve aşamalı olarak ortadan kaldırılması için tüm paydaşların alternatifler geliştirmesi kritik önem taşımaktadır (SAICM/ICCM. 1.7). 

2006

‘‘FAO, “çok tehlikeli pestisitlerin aşamalı yasaklanmasını’’ ele alır 

Gelişmekte olan ülkelerdeki zehirlenme vakalarını azaltmaya yönelik yoğun çabaların ardından, FAO Konseyi 2006 yılında, bazı pestisitlerin gelişmekte olan ülkelerde herhangi bir zarara yol açmadan kullanılmasının mümkün olmadığını ilk defa açıklamıştır. SAICM tavsiyeleri doğrultusunda (yukarıya bakınız), ‘‘çok tehlikeli pestisitlerin aşamalı olarak yasaklanmasını’’ ele alan yeni bir politika yaklaşımı çağrısında bulunmuştur. FAO Konseyi, Kasım 2006’da şunları  tavsiye etmiştir:

‘‘Konsey, SAICM kapsamında öngörülen geniş çaplı eylemler göz önüne alındığında, FAO’nun faaliyetleri arasında risk azaltımının yanı sıra; çok zehirli pestisitlerin aşamalı olarak yasaklanması, iyi tarım uygulamalarının teşvik edilmesi, miadı dolmuş pestisit stoklarının çevreye zarar vermeden bertaraf edilmesi, ulusal ve bölgesel laboratuvarlar oluşturmaya yönelik kapasite geliştirmenin de yer alabileceği tavsiyesinde bulunmuştur.’’

2008

JMPM, çok tehlikeli pestisitler için kriterler geliştirir 

Pestisit Yönetimi Ortak Oluşumu (JMPM), çok tehlikeli pestisitleri belirlemek için çeşitli kriterler geliştirmiştir. 

FAO Konseyi’nin çok tehlikeli pestisitlerin (YTP) aşamalı olarak yasaklaması kararının bir sonucu olarak; Pestisit Yönetimi FAO/WHO Ortak Oluşumu, yüksek düzeyde tehlikeli pestisitleri belirleyecek kriterler geliştirdi ve FAO ile WHO’nun UNEP ile birlikte periyodik olarak güncellemek üzere, bu kriterlere dayanan bir liste hazırlaması önerildi.

Bu kriterler şunlardır:

  • WHO, Pestisitlerin Zararına Göre Sınıflandırılması doğrultusunda, la veya lb kriterlerini karşılayan pestisit formülasyonları; veya

  • Kimyasalların Küresel Uyumlaştırılmış Sınıflandırma ve Etiketleme Sistemi’ne (GHS) göre 1A ve 1B Sınıfı kanserojen kriterlerini karşılayan pestisit aktif maddeleri ve formülasyonları; veya

  • Kimyasalların Küresel Uyumlaştırılmış Sınıflandırma ve Etiketleme Sistemi’ne (GHS) göre 1A ve 1B Sınıfı mutajen kriterlerini karşılayan pestisit aktif maddeleri ve formülasyonları; veya

  • Kimyasalların Küresel Uyumlaştırılmış Sınıflandırma ve Etiketleme Sistemi’ne (GHS) göre 1A ve 1B Sınıfı üreme sistemi toksisitesi kriterlerini karşılayan pestisit aktif maddeleri ve formülasyonları; veya

  • Stockholm Sözleşmesi’nin A ve B eklerinde listelenen, ve Sözleşme’nin D Eki 1. Paragrafı’ndaki tüm kriterleri karşılayan pestisit aktif maddeleri; veya 

  • Rotterdam Sözleşmesi Ek III’te listelenen pestisit aktif maddeleri ve formülasyonları; veya

  • Montreal Protokolü’nde belirtilen pestisitler; veya

  • İnsan sağlığı veya çevre üzerinde, yüksek oranda görülen çok ciddi veya geri dönüşü olmayan zararlı etkilerle ilişkili pestisit aktif maddeleri ve formülasyonları.

2009

PAN Yüksek Düzeyde Tehlikeli Pestisitler Listesi internet erişime açılır

FAO ve WHO, JMPM’nin önerisi doğrultusunda, kriterleri karşılayan pestisitlerin bir listesini hazırlamamıştır. PAN Uluslararası, hükümetlere ve diğer paydaşlara yardım etmek ve pestisit kaynaklı zararlar ile mücadeleye temel olması amacıyla, PAN’ın YTP’İ belirlemek için önerdiği göstergeleri de içeren PAN Uluslararası Yüksek Düzeyde Tehlikeli Pestisitler Listesi’ni yayınlamıştır. Kılavuz, bu göstergelerin seçilme nedenlerini de açıklayarak, kriterleri karşılayan YTP’leri listeliyor. 

PAN Almanya tarafından PAN Uluslararası için hazırlanan listeye şuradan ulaşılabilir:

www.pan-germany.org/gbr/project_work/highly_hazardous_pesticides.html 

Tehlikeli pestisitlerin sınıflandırmasında büyük değişiklikler yapıldığında düzenli olarak güncellenir.

2010

Pestisit zehirlenmelerinin önüne geçmek için çaba harcanan 25 yıla rağmen, pestisitlerin yol açtığı hastalıkların hâlâ çok yaygın olduğunu gösteren PAN Raporu yayınlanır

1985 yılından bu yana, kimyasallara ilişkin bölgesel ve uluslararası yasal araçlar ve sözleşmelerin sayısı %80 artmıştır. Bu da yaklaşık 50 sözleşme demektir. Fakat, bunların pestisit sorunlarıyla başa çıkma başarısı, PAN Uluslararası’nın yayınladığı Tehlike Altındaki Topluluklar; tarımda pestisit kullanımının sağlık etkilerine dair küresel raporda da belgelendiği üzere tartışmalıdır. 

Rapor, pestisitlerin tarlalarda nasıl kullanıldığını inceleyen, geniş kapsamlı bir anket sonuçlarını ortaya koymaktadır. Afrika, Asya ve Latin Amerika’daki PAN heyetleri, 13 ülkeden 21 bölgede anket çalışmaları yürütmüştür. Topluluk izleme stratejileri kullanarak, pestisite maruz kalan küçük çiftçiler, tarım işçileri ve diğer kırsal kesim topluluklarından oluşan 2220 kadın ve erkek ile görüşmeler yapıldı. PAN raporuna göre:

  • yüksek düzeyde zararlı pestisitler sıklıkla kullanılmaktadır;

  • işçilerin kendilerini koruma kapasitesi son derece kısıtlıdır;

  • görüşme yapılan kişiler tam koruyucu ekipmanları bulamamakta ve satın alamamaktadır;

  • görüşme yapılan kişilerin hiçbiri, endüstrileşmiş ülkelerdeki standartları karşılayan kişisel koruyucu ekipmanları giymemektedir.

2010 yılında yayınlanan PAN Uluslararası izleme raporunun sonuçlarına bakılırsa; 25 yıldır, yani 1985’te FAO’nun Davranış Kuralları’nı kabul etmesinden bu yana, tehlikeli pestisitlerin neden olduğu sorunların üstesinden gelmeye yönelik politik girişimler büyük ölçüde etkisiz kalmıştır.  

2010

Uzmanlar, verilen eğitimlerin etkisini sorgular

FAO, yoksul küçük çiftçilerin eğitim sonrasında bile koruyucu ekipman kullanamadıklarına dikkat çekiyor.

2010 yılında kabul edilen FAO’nun Zararlı ve Pestisit Yönetimine İlişkin Politika Geliştirme Kılavuzu’nda, yüksek düzeyde tehlikeli pestisitlerin aşamalı olarak yasaklanmasına yönelik yeni bir politika tavsiyesi açıklanmıştır. Sadece doğru pestisit kullanımı eğitimlerine dayanan politikaların etkisinini sorgulayarak, yoksul küçük çiftçilerin eğitim sonrasında bile koruyucu ekipman kullanamadıklarına dikkat çekmektedir. 

‘‘Pestisitlerin doğru kullanılması için verilen eğitimlerin etkisi sorgulanmaya devam etmekte ve çok sayıda küçük çiftçinin bu ürünlere erişebildiği gelişmekte olan ülkelerde, yüksek düzeyde tehlikeli pestisit kullanımına ilişkin risklere karşı bir çözüm olarak görülmemektedir. Özellikle yoksul küçük çiftçiler tarafından, eğitimlerden sonra dahi; tedarik edilememesi, maliyetli olması ya da sıcak ve nemli iklimlerde rahatsız edici olması nedeniyle koruyucu ekipman kullanımı benimsenememiştir. Ayrıca, potansiyel pestisit kullanıcılarının tamamına eğitim ile ulaşmayı veya yalnızca eğitim alan çiftçiler ile pestisit kullanımını kısıtlamayı sağlamak genelde mümkün değildir. Bu nedenlerle, yüksek düzeyde tehlikeli pestisitler için düzenlenme getirilmeli ve mümkünse daha az tehlikeli ürünler ile değiştirilmelidir. Fakat, bu daha az zararlı ürünlerin de doğru kullanılmasını sağlamak amacıyla verilecek eğitimler önemini korumaktadır.’’

2012

ICCM 3’te yüksek düzeyde tehlikeli pestisitlerin yasaklanması için küresel çağrı yapılır

60’ın üzerinde ülke ve diğer katılımcı kuruluşlar, Nairobi, Kenya’da düzenlenen 3. Uluslararası Kimyasallar Yönetimi Konferansı’nda (ICCM 3), yüksek düzeyde tehlikeli pestisitlerin aşamalı olarak yasaklanmasını ve bunların daha güvenli alternatiflerle değiştirilmesini destekleme çağrısında bulundu. Bu konu gündemde olmadığı için herhangi bir karar alınmamıştır. Ancak, bölgeler arası SAICM toplantılarında yüksek düzeyde tehlikeli pestisitlere karşı atılacak adımlar tartışılarak, 2014’ün sonlarına doğru Açık Uçlu Çalışma Grubu’nun kurulmasına ve 2015’te 4. Uluslararası Kimyasallar Yönetimi Konferansı’nın düzenlenmesine öncülük etmiştir. 

2013

Pestisit Yönetimine İlişkin Uluslararası Davranış Kuralları güncellenir

Güncellenen ve ismi değişen Pestisit Yönetimine İlişkin Uluslararası Davranış Kuralları’nın çıkış amacı, JMPM kriterlerinde yüksek düzeyde tehlikeli pestisitleri kapsayan bir ek oluşturmaktı. Fakat bunun yerine, belgeye YTP’lerin bir tanımının yapılması ve Yüksek Düzeyde Tehlikeli Pestisitlere İlişkin Kılavuz ile ayrı bir belge geliştirilmesi kararı alınmıştır. Kurallar’daki bazı maddeler, YTP’leri kapsayacak şekilde değiştirilmiştir (Maddeler 7.5 ve 9.4.1). 

WHO ve FAO tarafından 2013 yılında kabul edilen yeni Pestisit Yönetimine İlişkin Uluslararası Davranış Kuralları’ndaki YTP tanımı şöyledir:

‘‘Yüksek Düzeyde Tehlikeli Pestisitler, WHO veya GHS gibi uluslararası ölçekte kabul görmüş sınıflandırma sistemlerine veya bağlayıcı uluslararası anlaşmalar veya sözleşmelerin listelerinde bulunan, sağlık veya çevre için özellikle yüksek düzeyde akut veya kronik zararlar verdiği onaylanmış pestisitlerdir. Ek olarak, bir ülkedeki kullanım koşullarında, sağlığa ve çevreye çok ciddi veya geri dönüşü olmayacak biçimde zarar verdiği düşünülen pestisitler, yüksek düzeyde tehlikeli olarak düşünülebilir.’’ 

2015

ICCM 4, çok tehlikeli pestisitlere karşı harekete geçmeyi önerir

Agroekoloji temelli YTP alternatiflerinin teşvik edilmesi vurgusu…

ICCM 4’te, artan endişelere cevaben, YTP’lerin bir sorun olarak görüldüğü önerge kabul edilerek, özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde, insan sağlığına ve çevreye zarar verebilecekleri belirtilmiştir. SAICM hedeflerine ulaşmak için ise, YZP’lere ilişkin ‘‘ek tedbirlere’’ ihtiyaç olduğu onaylanmıştır. ‘‘Paydaşlar, çok tehlikeli pestisitlere karşı alınacak bireysel ve toplu eylemlerin kapsamını kendileri belirlerken, ulusal ve uluslararası yükümlülüklerini unutmamalıdır’’ şeklinde belirtilmiştir. Nihayetinde, paydaşların ‘‘ortaklaşa çaba göstermesini’’ ve ‘‘agroekolojik alternatifleri destekleyen, bilgiye erişimi de gözeterek risk değerlendirmesi ve yönetimine ilişkin ulusal mevzuat kapasitesini güçlendiren; bu esnada ulusal ve uluslararası şirketlerin sorumluluklarını da gözeterek, çok tehlikeli pestisitleri ele alacak’’ bir FAO/UNEP/WHO stratejisi uygulamak için teşvik etmektedir. Paydaşlar, kaydedilen ilerlemeleri 3. Açık Uçlu Çalışma Grubu’na ve ICCM 5’e rapor edeceklerdir.

2016

FAO/WHO’nun Çok Tehlikeli Pestisitlerine İlişkin Esaslar

…kimyasal olmayan zararlı mücadelesini en iyi şekilde kullanmak…

Pestisit Yönetimine İlişkin Uluslararası Davranış Kuralları’nın, Çok Tehlikeli Pestisitlere İlişkin Esaslar, uzun bir gelişim sürecinden sonra yayınlanmıştır. Esaslar’ın amacı, kullanımdaki YTP’leri tanımlamak için yöntemler ve genel bir çerçeve oluşturmak, içerdiği riskleri belirlemek ve bu riskleri azaltmak için gerekli tedbirlere karar vermektir. Esaslar; tarım, halk sağlığı, ev, tesis ve endüstriyel amaçlı tüm pestisitleri kapsamaktadır. Aşağıdaki süreçler takip edilerek ihtiyaç değerlendirmesi yapılmalıdır:

  1. Tanımlanan YTP’lerin envanterini çıkarmak ve neden kullanıldıklarını belirlemek.
  2. Etkili ve daha az risk teşkil eden olası alternatifleri belirlemek.
  3. Mevcut alternatifler ve ekonomik yönler dikkate alınarak, tanımlanmış YTP kullanımlarına duyulan ihtiyacı gözden geçirmek.

Esaslar ayrıca, ilk olarak 2010 FAO Zararlı ve Pestisit Yönetimine İlişkin Politika Geliştirme Kılavuzu’nda açıklandığı üzere, pestisit kaynaklı riskleri azaltmaya yönelik aşamaları da yinelemektedir:

  1. Pestisit bağımlılığını azaltmak. Mevcut pestisit kullanım düzeylerinin gerçekte ne ölçüde ihtiyaç duyulduğunu belirlemek ve böylece gereksiz pestisit kullanımını ortadan kaldırmak. 
  2. En az risk teşkil eden pestisitleri seçmek. Pestisit kullanımı gerekli görülürse, söz konusu zararlı böcek veya hastalığa karşı etkinliği belirlenmiş mevcut tescilli ürünler arasından, insan sağlığı ve çevreye en düşük risk teşkil edenleri seçmek.  
  3. Seçilen ürünlerin, izinli uygulamalar ve ulusal düzenlemeler ile uluslararası standartlara uygun bir şekilde kullanılmasını sağlamak.

Çeviren: Emre Rona

Kaynak: https://pan-germany.org/download/stop-pesticide-poisonings-a-time-travel-through-international-pesticide-policies/

İletişim