TÜRKİYE’DE PESTİSİT KULLANIMI, KALINTI VE DAYANIKLILIK SORUNLARI, ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Nafiz
DELEN1
Osman TİRYAKİ2
Süleyman TÜRKSEVEN3
Cemile TEMUR4

ÖZET

Bu
bildirimizin amacı, öncelikle Türkiye’de pestisit kullanımını,
tüketim miktarlarını temel alarak incelemek ve ardından da, bu
kullanım biçiminden kaynaklanan kalıntı ve pestisitlere
dayanıklılık sorununa kısaca göz atmaktır. Bildirimizin son
bölümünde ise sözü edilen sorunları önleyebilmek açısından
bazı öneriler sıralanmıştır. Bilindiği gibi, ülkemizde
pestisitler bir miktar bilinçsiz ve bir miktar da kontrolsüz
kullanılmaktadır. O nedenle başta gıda güvenliğimiz olmak
üzere, çevremiz ve bitkisel ürün ihracatımız bu durumdan
olumsuz etkilenmektedir. Eğer 1978-2013 yıllarındaki pestisit
tüketimimizi etkili madde olarak inceleyecek olursak 1978-2004
döneminde yıllık tüketimimiz 8 bin ton ile 14 bin tonlar
civarında oynadığını görürüz. Aynı dönemde hektara düşen
etkili madde ise 500 g ile 700 g arasında değişmektedir. 2006
yılında 18 bin tonu aşan tüketim, 2009 yılı hariç, 2008’den
itibaren 20 bin tonun üzerine çıkmıştır. Hektara tüketim, yine
2009 yılı dikkate almaz ise, 1 kg’ın üzerindedir. Pestisit
tüketimindeki artışa paralel biçimde; pestisit kalıntıları
konusunda da ülkemizde yoğun çalışmalar yapılmaya ve hatta
ulusal kalıntı limitlerini belirleme yönünde de araştırmalar
yürütülmeye başlandı. Ayrıca, çoğunlukla ihraç edilecek
bitkisel ürünlerdeki kalıntıları saptamak amacıyla, Eylül 2013
itibariyle 58 tanesi TÜRKAK tarafından ISO akreditasyonuna sahip,
toplam 125 kalıntı analiz laboratvuarı kurulmuştur. Ancak, Koruma
Kontrol Genel Müdürlüğü verilerine göre, 2007 yılında analizi
yapılan örneklerin %1,7’sinin, 2008’de ise %2,3’ünün
kalıntı limitlerini aşmasına karşın, Avrupa Birliği Hızlı
Alarm Sistemi verileri, Türkiye’den giden bitkisel ürün
partilerinde pestisit kalıntısı açısından uygun bulunmayan
parti sayısının artış eğiliminde olduğunu göstermektedir.
Pestisitlere dayanıklılık açısından da ülkemiz bazı
sorunlarla karşı karşıyadır. Ülkemizde önemli zararlara yol
açan bazı zararlı, hastalık ya da yabancı otlar en yoğun
kullanılan bir bölüm pestisite dayanıklılık kazanmış, bu
pestisitlerden etkilenmez duruma gelmeye başlamıştır. Bu
sorunları çözmek için bir yandan üreticilerin daha bilinçli
hale getirilmesi, diğer yandan da bitki koruma hizmetlerinin tek
elde toplanarak biraz daha etkinleştirilmesi, bazı yönerge ve
uygulamaların güncellenmesi ve bitki koruma alanında
çalışacakların ziraat fakültelerinin bitki koruma ya da bitki
sağlığı bölümlerini bitirmiş olanlarından seçilmesi
gereklidir.

Anahtar
Sözcükler:

Türkiye’de pestisit kullanımı, dayanıklılık, kalıntı,
pestisitler, gıda güvenliği

1 Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü, Em. Öğretim Üyesi, Bornova-İZMİR

2 Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü, ÇANAKKALE 3 Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü, Bornova-İZMİR 4 Erciyes Üniversitesi Seyrani Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü, KAYSERİ

GİRİŞ

Bitkileri
hastalık, zararlı ve yabancı otlardan korumak amacıyla uygulanan
bitki koruma önlemleri değişik yöntemleri içerse de, pek çok
ülkede olduğu gibi, ülkemizde de en yoğun kullanılan yöntem
tarım ilaçlarının, yani pestisitlerin yer aldığı kimyasal
savaşımdır. Çünkü kimyasal savaşım bilinçli ve kontrollü
bir biçimde uygulanırsa, diğer yöntemlere oranla, daha yüksek
etkililiktedir, daha hızlı sonuç verir, özellikle tarla
koşullarında ürünü mikotoksin bulaşmalarından korur ve çok
bilinçli pestisit seçimi yapıldığında, bitki gelişiminin
isteğe uygun biçimde hızlandırılmasını ya da yavaşlatılmasını
sağlar. Ancak, bilinçsiz ve kontrolsüz kimyasal savaşım, zararlı
organizmalarda duyarlılık azalışına yol açarak, pestisitlerin
etkisiz hale gelmelerine neden olur, çevre kirliliğini oluşturur,
gıdaları zehirli kalıntıları ile bulaştırır ve tarım ürünü
ihracatında sorunlar ortaya çıkar.

Bütün
olumsuzluklarına karşın, bitki korumada kimyasal savaşımın
olumlu yönleri daha ağır basmaktadır. Özellikle gelişmiş
ülkelerde olduğu gibi, kimyasal savaşım entegre savaşım görüşü
içinde uygulandığında olumlu yönleri daha da baskın hale gelir.
Bilindiği gibi, entegre savaşım ya da entegre zararlı yönetimi
(Integrated Pest Management, IPM) dendiği zaman, en basit tarifiyle;
tarımsal savaşımda bilinen tüm yöntemlerin olabildiğince bir
arada ve dengeli bir biçimde kullanmak, bitkileri etkin şekilde
zararlı organizmalardan korumak, çevre ve insan sağlığına
olumsuz etkileri en aza indirmek anlaşılmaktadır (Delen ve ark.,
2005). İşte bu nedenledir ki, son yıllara, özellikle de 2013 ve
2014’e ait verilere göre, birçok uluslararası tarım ilacı
firmasının satışları artış eğilimindedir (Anonymous, 2008,
2013 ve 2014).

Yukarıda
kısaca özetlediğimiz koşullarda ülkemizde tarım ilacı
sorunlarını mercek altına alacağımız bu bildirimizde önce,
Türkiye’de pestisit kullanımına, ardından da kalıntı ve
dayanıklılık sorunlarına göz attıktan sonra, sorunların çözümü
açısından bazı önerileri dile getireceğiz.

Pestisit
kullanımı ile ilgili tüketim değerleri, çizelgelerde fazla yer
kaplamamaları için, ton olarak ve toparlanarak verilmiştir.

Pestisit
Kullanımı

Türkiye’de
etkili madde (e.m.) olarak yıllara göre pestisit tüketimi Gıda,
Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı (GTHB) ve Türkiye İstatistik
Kurumu (TÜİK) verilerine göre Çizelge 1’de özetlenmiştir.

Çizelge
1.

Türkiye’de yıllara göre pestisit tüketimi (e.m.)

Yıllar Tüketim
(Ton) *
Birim
Alana Tüketim (g/ha)
1978
1983
8
396
12
146
506
708
1989 10
875
571
1993 12
566
663
1997 13
083
703
2000 12
458
683
2004 13
146
726
2006 18
258
1047
2007 18
944
1118
2008 20
032
1209
2009 15
412
950
2010 20
121
1234
2011 27
521
1752
2012 25
460
1071
2013 24
565
1032

*
Bakır sülfat ve toz kükürt dahil değildir.

Çizelge
1 incelendiğinde 1978-2004 döneminde ülkemizde pesitisit tüketimi
e.m. olarak 8 bin ton ile 14 bin ton arasında değişim
göstermiştir. Bu dönemde hektara tüketim, yine e.m. olarak 500 g
ile 700 g’lar arasında olmuştur. Ancak 2006 yılında ülkemizde
pestisit tüketimi 18 bin tonu geçmiş, 2008’de 20 bin tona
ulaşmış, 2011 yılında 27521 tonu bulmuştur. 2012 ve 2013
yıllarında tüketimde bir miktar düşüş gözlenmiş; ancak, 2009
yılı hariç tutulursa, 2008’den itibaren tüketim 20 bin tonun
üzerinde gerçekleşmiştir. Birim alana tüketim, 2006 yılında 1
kg’ı aşmış ve yine 2009 dikkate alınmazsa, tüketim sürekli 1
kg’ın üzerinde gerçekleşmiştir. Hatta 2011 yılında 2 kg’a
yaklaşmıştır.

Aslında,
Çizelge 1’de özetlenen ‘birim alana tüketim’ değerleri
gelişmiş ülkelerle karşılaştırıldığında, ülkemizdeki
tüketimin yüksek olmadığı anlaşılır. Örneğin hektara
tüketim ABD’de 2.2 kg, Fransa’da 2.9 kg, İtalya’da 5.6 kg,
Hollanda’da 8.8 kg, Çin’de 10.3 kg ve Japonya’da da 13.1 kg
olarak bilinmektedir (Burçak, 2013). Ancak Türkiye’deki tüketim
değerleri iki açıdan irdelenmelidir. Birincisi, tarım ilaçları
ülkemizde bir miktar bilinçsiz ve bir miktar da kontrolsüz
kullanılmaktadır (Delen, 2009, 2014; Delen ve ark., 2005). İkincisi
ise, tüketimin %60’dan fazlası Akdeniz, Ege ve Marmara
Bölgelerimizde gerçekleştirilmektedir (Burçak, 2013). Bu üç
bölgemiz hem beslenmemizde, hem de ihracatımızda önemli yer tutan
sebze ve meyvelerin yetiştiği alanlar olması yanı sıra, TÜİK
(2013) verilerine göre, nüfus yoğunluğu açısından da ülkemizin
en kalabalık yörelerindendir. Bu açılardan düşünüldüğünde
Akdeniz, Ege ve Marmara Bölgelerimizdeki pestisit tüketiminin
gelişmiş ülkelerin, örneğin ABD’nin ya da Fransa’nın
düzeyinde olduğu ancak; oluşturabileceği sorunların ise, bu
ülkelere göre daha ciddi olabileceği söylenebilir.

En
önemli pestisit sınıfları olan insektisitlerin, fungisitlerin ve
herbisitlerin e.m. olarak GTHB verilerine göre, 2006-2013
yıllarındaki tüketimleri ve toplam pestisit tüketimi ile
karşılaştırılması Çizelge 2’de özetlenmiştir.

Çizelge
2.

2006-2013yıllarında Türkiye’de insektisit, fungisit, herbisit ve
toplam pestisit tüketimi(Ton)

Yıllar İnsektisit* Fungisit* Herbisit* Diğerleri* Toplam
Tüketim
2006 3
406 (% 18.65)
4
432 (% 24.27)
5
400 (% 29.57)
5
020 (% 27.49)
18
258
2007 3
568 (% 18.83)
4
945 (% 26.10)
4
630 (% 24.48)
5
793 (% 30.57)
18
944
2008 3
219 (% 16.06)
4
901 (% 24.46)
5
581 (% 27.86)
6
331 (% 31.60)
20
032
2009 5
290 (% 34.31)
2
197 (% 14.25)
2
234 (% 14.49)
5
691 (% 36.92)
15
412
2010 2
953 (% 14.67)
7
559 (% 37.56)
6
145 (% 30.54)
3
464 (% 17.21)
20121
2011 3
958 (% 14.38)
9
287 (% 33.74)
10
396 (% 37.77)
3
880 (% 14.09)
27
521
2012 3
582 (% 14.06)
8
178 (% 32.12)
8
281 (% 32.52)
5
419 (% 21.28)
25
460
2013 3
687 (% 15.00)
8
230 (% 33.50)
7
873 (% 32.04)
4
775 (% 19.43)
24
565

*
Parantez içindeki değerler, toplam tüketim içindeki oranı
göstermektedir.

Çizelge
2’de görüldüğü gibi, bazı iniş-çıkışlara karşın
insektisit tüketiminde 2006’ya göre 2013’de bir artış var
gibi görünüyorsa da, toplam pestisit tüketimi içinde, oransal
olarak azalış eğilimindedir. Bunun aksine, fungisit ve herbisit
tüketimi bazı dalgalanmalara karşın, gerek miktar bazında,
gerekse oransal olarak artış göstermektedir. ‘Diğerleri’
sütununda ise, ‘kış mücadele ilaçları ve yağlar’,
‘nematisitler ve fümigantlar’, ‘akarisitler’ ile
‘rodentisitler ve mollussisitler’ yer almaktadır. Bu grup içinde
en yoğun tüketilenler ve önemi en fazla olanlar ‘kış mücadele
ilaçları ve yağlar’ , ‘nematisitler ve fümigantlar’ ile
‘akarisitler’dir. Bu sınıf pestisitlerin 2006-2013 yıllarındaki
tüketimleri GTHB verilerinden yararlanılarak e.m. olarak Çizelge
3’de gösterilmiştir.

Çizelge
3.
2006-2013
yıllarında ‘kış mücadele ilaçları ve yağların’,
‘nematisit ve fümigantların’, ‘akarisitlerin’ tüketimleri
(e.m./ton), toplam pestisit tüketimi içindeki oranları

Yıllar Kış
Mücadele İlaçları ve yağları*
Nematisit
ve Fümigantlar*
Akarisitler* Toplam*
2006 2
144 (% 11.74)
2
650 (% 14.51)
219
(% 1.19)
5
013 (% 27.44)
2007 2
447 (% 12.91)
3
031 (% 15.99)
315
(% 1.66)
5
793 (% 30.57)
2008 1
867 (% 9.32)
4
146 (% 20.69)
313
(% 1.56)
6
326 (% 31.57)
2009 1
496 (% 9.70)
2
564 (% 16.63)
1
500 (% 9.73)
5
560 (% 36.07)
2010 1
558 (% 7.74)
1
496 (% 7.43)
396
(% 1.96)
3
450 (% 17.14)
2011 1
839 (% 6.68)
1
715 (% 6.23)
304
(% 1.10)
3
858 (% 14.01)
2012 2
817 (% 11.06)
2
314 (% 9.09)
288
(% 1.13)
5
419 (% 21.28)
2013 1
506 (% 6.13)
3
038 (% 12.36)
213
(% 0.86)
4
757 (% 19.36)

*Parantez
içindeki değerler, toplam pestisit içindeki oranı göstermektedir.

Çizelge
3’de görüldüğü gibi, tüketimde, 2006’dan 2013’e doğru
bazı dalgalanmalar söz konusudur. ‘Kış mücadele ilaçları ve
yağların’ tüketiminde gerek miktar gerekse oransal olarak
2013’de 2006’ya göre azalma gözlenmiştir. ‘Nematisit ve
fümigantların’ tüketimi aynı dönem içinde oransal olarak
biraz azalma göstermesine karşın, miktar olarak artmıştır.
Akarisitler ise, tüm pestisitler içinde %1’lik paya sahip iken,
bu oran 2009’da %9’u aşmış, 2013’de ise %1’in altına
düşmüştür.

‘Organik Tarımın Esasları
ve Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik’(8.8.2010 tarih ve 27676
sayılı Resmi Gazete) uyarınca bazı pestisitlerin organik tarımda
kullanımına izin verilmiştir. Organik tarımda kullanımına izin
verilen bitki koruma maddeleri içinde yer alan ‘biyolojik mücadele
etmenleri (neem ağacı ekstraktı)’ ve ‘mikroorganizmalar’ ile
‘mineral yağların’ 2006-2013 yıllarındaki tüketimleri, bu
yıllardaki ‘organik tarım yetiştiricilik alanları (geçiş
süreci dahil)’ GTHB verilerinden yararlanılarak Çizelge 4’de
özetlenmiştir.

Çizelge
4.
Organik
tarım alanları (ha) ve organik tarımda kullanımına izin verilen
bazı bitki koruma maddelerinin tüketimi (e.m./ton)

Yıllar Organik
Tarım Alanı
Biyopestisitler
ve Biyolojik Mücadele Etmenleri
Mineral
Yağ
2006 100
275
18 1
058
2007 124
263
23 1
132
2008 109
387
15 1
100
2009 325
831
0.3 1
962
2010 383
782
38 1
167
2011 442
581
22 1
255
2012 523
627
14 1
510
2013 461
395
18 746

Çizelge
4 incelendiğinde organik tarım yetiştiricilik alanları, 2008 ve
2013 yılları dışında sürekli büyümüştür. 2013 yılında
2006’ya oranla organik tarım alanlarındaki büyüme dört katın
üzerinde olmuştur. Buna karşın, ‘biyopestisitlerin ve biyolojik
mücadele etmenlerinin’ tüketiminde bir artış gözlenmezken,
mineral yağ tüketimi 2013 yılında, ani bir düşüş yapmıştır.
Bu veriler, organik tarım açısından açıklanması zor bir durum
olarak karşımıza çıkmaktadır.

KALINTI
SORUNU

Pestisitlerin
çoğunluğu, bitkilere uygulanmalarından kısa bir süre sonra,
gerek yapısal özellikleri, gerek çevre koşulları ve gerekse
bitki metabolizmasının etkisiyle değişik parçalanma ürünlerine
dönüşür. Bazı pestisitler oldukça kararsız bir yapıya sahip
olduklarından, daha bitkiye ulaşmadan bile parçalanmaya
başlayabilirler. Örneğin, alkylenebis (dithiocarbamate) üyesi
maneb, mancozeb, propineb gibi fungisitler, depolandıkları
koşullarda, oksijen ve neme maruz kaldıklarında hızla
parçalanmaya başlarlar. Bazıları ise, oldukça kararlı
bileşikler olduklarından, parçalanmaları yavaş olur. Böyle
bileşiklere verilebilecek en iyi örnekler klorlandırılmış
hidrokarbonlar içinde yer alan DDT ve türevleridir (Roberts and
Huston, 1999).

Pestisitler
bitkiye ulaştıktan sonra, sistemik olup olmamalarına bağlı
olarak, bitkilerin köklerinden meyvelerine kadar değişik
kısımlarında, farklı yoğunluklarda lokalize olurlar. Çevre
koşulları yanı sıra, pestisitlerin yapısıyla da ilişkili
biçimde, bitki bünyesinde değişik enzimatik olayların etkisiyle
ana bileşikten farklı ürünlerine dönüşmeye başlarlar. Bu
parçalanma ürünleri bazen ana pestisitten daha toksik yapılar
olabilir. Örneğin, benzimidazole grubu fungisitlerden benomyl ve
thiophanate-methyl’in parçalanma ürünü canbendazim, bu
fungisitlerin asıl toksik yapısıdır (Kepczynska and Borecka,
1979). Aynı şekilde, maneb, mancozeb gibi alkylenebis
(dithiocarbamate) türevi fungisitlerin en önemli parçalanma ürünü,
fungisit etkisi olmayan ethylenethiourea (ETU), chloropyrifos’un
ise, 3,5,6-trichloro-2-pyridanol (TCP)’dür (Roberts and Huston,
1999). ETU, insanlarda tiroid kanseri yapma riskindedir (Köller,
1999). Bu nedenle, kalıntı analiz çalışmalarında ana pestisit
yanı sıra, parçalanma ürünlerinin de araştırılması
gerekmektedir. Aksi durumda, gıda güvenliği açısından önemli
sorunlarla karşılaşılması olasıdır. Örneğin, Avrupa Birliği
(AB) Hızlı Alarm Sistemi (Rapid Alarm System for Food and Feed,
RASFF) haftalık verilerine göre, ülkemizden 2007, 2008, 2009 ve
2010 yıllarında AB ülkelerine gönderilen sırasıyla 8, 31, 10 ve
6 parti armut, amitraz kalntısı nedeniyle uygun bulunmadı ve
Avrupa Komisyonu, Sağlık ve Tüketici Genel Müdürlüğü, Besin
Zinciri ve Hayvan Sağlığı Komitesi’nin 3-4 Kasım 2009 günlü
toplantısında oy birliği ile armut ithalatına özel koşullar
konması kararlaştırıldı. Bu uygun bulunmayışların ana nedeni,
amitraz ’ın parçalanma ürünü 2,4-dimethylaniline’in de
kalıntı analizlerinde aranmamasıydı.

Ürünlerdeki
kalıntı seviyelerine yıkama, soyma, pişirme gibi işlemlerin de
etkisi bulunmaktadır. Ispanak, karnabahar, patates, domates ve
bamyada chlorpyrifos kalıntısı konusunda yapılan bir çalışmada,
kalıntı yıkama ile %15-33, kabuk soyma ile %65-85 ve pişirme ile
de %12-48 oranında azalmıştır. Buna karşın, ana pestisitin
parçalanma ürünü olan TCP yoğunluğu, ısıl işlem sonrası
artış göstermiştir (Randhawa et al., 2007).

Tarımsal
ürünlerin işlenme süreçleri pestisit kalıntılarının
dağılımı ve yoğunluğu açısından önemlidir. Yoğunluk ve
dağılım pestisitlere, ürün işleme sürecine göre değişim
gösterebilir. Bir pestisit elma suyunda bulunabilirken, diğeri elma
posasında yoğunlaşabilir. Örneğin elmalarda, kabuk kısmında ve
çekirdek evinde, yenen bölüme göre daha fazla kalıntı bulunduğu
saptanmıştır. Kabuğu soyulmuş ve çekirdek evi çıkarılmış
elmaların suyuna göre, posalarında chlorpyrifos kalıntısının
daha yoğun olduğu belirlenmiştir. Acetamiprid ise, elma suyunda
daha yoğun olarak bulunmuştur. Elma suyu işlendiği zaman
-cypermethrin kalıntısı %81-84 oranında azalma göstermiştir
(Kong et al., 2012). Patates yumrularında kabuk soyma işlemi,
yüzeydeki kalıntıyı büyük ölçüde azaltmıştır (Soliman,
2001). Örneğin, patates yumrularının kabuklarının soyulması
chlorpropham kalıntısını %91-98 oranında azaltmıştır
(Lentza-Rizos and Balokas, 2001).

Yukarıda
özetlenenler paralelinde, ülkemizde de pestisit kalıntı sorununu
konu alan, soruna çözüm getirmeyi amaçlayan çalışmalar
yapılmakta ve önemli adımlar atılmaktadır. Konunun araştırmalar
ayağında, kontrollü ilaç denemeleri kurularak, pestisitlerin
kalıntı durumları araştırılmakta ve metot geliştirme
çalışmaları yürütülmektedir. Bu araştırmalardan bazıları,
sonuçları özetlenerek aşağıda sıralanmıştır.

Havuçlarda
0.84 kg/ha dozundaki trifluralin’in uygulamadan 4 ay sonra yapılan
analizlerde, kabukta yoğunlaştığı (0.689 ppm), yıkamanın
kalıntıyı azalttığı bulunmuştur(Tiryaki et al.,1996). Ayni
dozdaki trifluralin’in kavunlarda ise, köklerde biriktiği, meyve
etinde kalıntının düşük oranda (0.003 ppm) olduğu
bildirilmiştir ( Tiryaki et al., 1997).

Domateslerde
yapılan çalışmada, ilki fideler şaşırtıldıktan bir ay sonra
olmak üzere, bitkilere 2 kez chlorpyrifos uygulaması yapılmıştır.
Ağustos, eylül ve ekimde hasat edilen meyvelerde sırasıyla 0.27,
0.25 ve 0.18 ppm kalıntı, saptanmıştır. İşlenen domateslerde
kalıntı %21-39 düzeyinde azalırken, salçada 3-4 kat artmıştır
(Aysal, et al., 1999).

Kiraz
meyveleriyle yürütülen çalışmada %20’lik malathion’un
%0.2’lik dozda uygulandığı meyvelerde yapılan analizlerde, 1.
ve 2. günlerde sırasıyla 1.47 ve 0.95 mg/kg kalıntı saptanmış;
4. ve 5. günlerdeki analizlerde kalıntı bulunamamıştır (Aslan,
2011).

Fındıklarda
carbaryl kalıntısının araştırıldığı çalışmada,
uygulamadan 3 ay sonra yapılan analizlerde fındık ve fındık
yağında kalıntıya rastlanmamıştır (Yücel et al., 2006).
Zeytin ve zeytin yağı ile yapılan çalışmalarda ise, zeytin
sineğine karşı pratiğe uygun biçimde dimethoate uygulanmış
zeytin tanelerinde 1.82 mg/kg, ham yağda 0.67 mg/kg oranında
kalıntı saptanmıştır (Gözek et al., 1999).

Bazı
pestisitlerin sebzelerde kalıntılarının belirlenmesini amaçlayan
çalışmada, chlorpyrifos uygulanan hıyar meyvelerinde hasattan
önce yapılan analizlerde 0.20, 0.08 ve 0.13 mg/kg kalıntı
saptanmıştır. Chlorothalonil, lambda cyhalothrin, metalaxy-M +
mancozeb, cyprodinil + fludioxonil, acetamiprid uygulamalarında ise,
maksimum kalıntı limitleri (Maximum Residue Limit, MRL) üzerinde
kalıntıya rastlanmamıştır (Cönger ve ark., 2012).

Cyprodinil
+ fludioxonil’in önerilen dozda bağlarda çiçeklenme ,
salkımların oluşmasından önce, ben düşme dönemlerinde ve
hasada 21 gün kala olmak üzere 4 kez uygulandığı programın
üzümlerde 0.62 mg/kg cyprodinil ve 0.45 mg/kg fludioxonil
kalıntısına neden olduğu; şarapta ise cyprodinil ve fludioxonil
kalıntılarının sırasıyla 0.07 mg/kg ve 0.3 mg/kg olarak
saptandığı bildirilmiştir (Köycü, 2007; Köycü ve ark., 2009).

Bu
araştırmaların yanı sıra, üç çalışma ile üzümde
chlorpyrifos, lambda cyhalothrin, pyrimethanil; domateslerde
chlorpyrifos, lambda cyhalothrin, chlorothalonil; hıyarda
chlorpyrifos, metalaxyl; biberde cyprodinil, fludioxonil,
acetamiprid, chlorpyrifos için ülkesel MRL değerleri
araştırılmıştır. Söz konusu araştırmalarda, Abay ve
ark.(2013)tarafından yapılmış olan ülkemizdeki sebze ve
meyvelerin sınıflandırılması ile saptadıkları tüketim
değerlerinden de yararlanılmıştır. Bu araştırmalar sonucunda
üzümde chlorpyrifos, lambda cyhalothrin ve pyrimethanil için
belirlenen MRL değerleri sırasıyla 1.0, 0.2 ve 2.0 mg/kg’dır
(Burçak et. al., 2013a). Domateste saptanan MRL değerleri
chlorpyrifos için 0.5 mg/kg, lambda cyhalothnin için 0.1 mg/kg,
chlorotholonil için ise 2.0 mg/kg olmuştur (Burçak et. al.,
2013b). MRL değerleri hıyarda chlorpyrifos için 0.5 mg/kg,
metalaxyl için 0.2 mg/kg; biberde cyprodinil için 0.5 mg/kg,
fludioxonil için 0.5 mg/kg, acetamiprid için 0.4 mg/kg ve
chlorpyrifos için ise 0.5 mg/kg olarak belirlenmiştir (Burçak ve
ark., 2014).

Yukarıda
bir bölümünü özetlediğimiz kalıntı analiz çalışmaları
dışında, analiz yöntemleri ve kalitesi üzerinde de ülkemizde
araştırmalar yürütülmüştür. Bu çalışmaların bir kısmı
kalıntı analiz metotlarının validasyonu, ölçüm belirsizliği
gibi akreditasyonun temelini oluşturan kalite sistemleri üzerinedir.
Burada bu çalışmalarla ilgili birkaç örneği vermekle
yetineceğiz. Literatür listesinde ayrıntısı olan bu çalışmalar
Tiryaki (2006 ; 2011), Tiryaki ve Baysoyu (2008), Aksu (2007), Akar
ve Demir (2004)’e aittir.

Pestisit
kalıntı sorununu çözümlemek amacıyla atılan önemli bir adım
da, ülkemizde kalıntı analiz laboratuvarlarının kurulmasıdır.
Pestisit kalıntılarının analizi amacıyla, ülkemizde Eylül 2013
itibariyle 125 laboratuvar kurulmuştur. Bu laboratuvarlardan kamuya
ait 21 tanesi ve özel sektöre ait 37 tanesi, toplam 58 laboratuar
TÜRKAK tarafından ISO 17025 sistemiyle akredite edilmiştir
(Tiryaki, 2013). Ancak, yapılan analizlerin genel olarak sonuçlarını
öğrenmek amacıyla bu laboratuvarlardan bazılarına yaptığımız
başvurular yanıtsız kalmıştır. Oysa analiz sonuçları sık
aralıklarla kamuya açıklanmalı ve kamu bilgilendirilmelidir.
Koruma Kontrol Genel Müdürlüğü (KKGM)’nün açıklamalarına
göre, söz konusu laboratuvarlarda 2007 yılında 15921 örnek
analiz edilmiş ve %1.7’sinde; 2008 yılında 23322 örnek analiz
edilmiş ve %2.3’ünde MRL değerleri üzerinde kalıntı
saptanmıştır. 2009 yılında yayınlanan bir araştırmaya göre,
2007 Eylül ve 2008 Şubat aylarında Bursa’da pazarlardan toplanan
36 limon meyvesinden 30 tanesinde (%83) çeşitli pestisitlerin
kalıntılarına rastlanmıştır. 8 örnekte (%22) ise, MRL
değerleri üzerinde kalıntı saptanmıştır (Azar ve Kıvan,
2009).

Yapılan
pestisit kalıntı analizleri ile ilgili her türlü bilgi ABD’de
‘Pesticide Data Program Annual Summary’, AB’de ise ‘RASFF The
Rapid Alert System for Food and Feed Annual Report’ başlıklı
raporlarda yıllık olarak yayınlanmakta ve ayrıca AB tarafından
haftalık olarak internetten duyurulmakta ve tüm sonuçlar ayrıntısı
ile kamuyla paylaşılmaktadır.

AB,
RASFF haftalık verilerine göre, ülkemizden AB ülkelerine
gönderilen bitkisel ürün partilerinde pestisit kalıntısı
nedeniyle uygun bulunmayan parti sayıları Çizelge 5’de
verilmiştir.

Çizelge
5’de özetlendiği gibi, bazı dalgalanmalara karşın, ülkemizden
AB ülkelerine gönderilen bitkisel ürün partilerinin
azımsanmayacak kadarı, pestisit kalıntıları nedeniyle uygun
bulunmamıştır.

Haftalık
RASFF verilerine göre, son üç yılda ülkemizden AB ülkelerine
gönderilen bitkisel ürün partilerinden pestisit kalıntıları
nedeniyle uygun bulunmayan parti sayılarının bazı ülkelerle
karşılaştırılması Çizelge 6’da görülmektedir.

Çizelge
5.

Türkiye’den AB ülkelerine gönderilen bitkisel ürün
partilerinden pestisit kalıntısı nedeniyle uygun bulunmayan parti
sayıları

Yıl Uygun
Bulunmayan Parti Sayısı
2000 0
2001 2
2002 9
2003 22
2004 17
2005 33
2006 21
2007 28
2008 56
2009 32
2010 49
2011 111
2012 67
2013 44
2014
( Eylül sonu)
64

Çizelge
6.
Son üç
yılda pestisit kalıntısı nedeniyle AB ülkelerince uygun
bulunmayan ülkemize ve bazı ülkelere ait bitkisel ürün
partilerinin sayıları

Ülke Uygun
bulunmayan parti sayıları
2012 2013 2014*
Türkiye 67 44 64
Çin 58 56 39
Hindistan 135 111 24
Tayland 26 20 9
ABD 4 4 4
Almanya 5 3 7
İspanya 9 11 8
İtalya 5 6 2
Fransa 9 3 4
Polonya 3 6 2
Hollanda 16 8 10
Brezilya 8 2 3
Arjantin 3 5 6
Vietnam 1 7 6
İngiltere 2 1 0
Mısır 26 32 21
Danimarka 0 2 0
Belçika 5 2 7
Yunanistan 2 1 1

*
Değerler, Eylül 2014 sonuna kadardır

Çizelge
6’da görüldüğü gibi, Hindistan, Türkiye, Çin; ardından da
Mısır ve Tayland pestisit kalıntıları nedeniyle AB ülkelerinde
partileri en fazla uygun görülmeyen ülkelerdir. Hindistan 2012 ve
2013’de en fazla uygun bulunmayan partiye sahipken, 2014’de uygun
bulunmayan parti sayısını önemli oranda düşürmüştür. Çin’in
uygun bulunmayan parti sayısında da hafif bir düşüş vardır.
Ancak Türkiye’nin uygun bulunmayan parti sayısı dalgalı
gidişini sürdürmesine karşın, özellikle 2014 Eylül sonuna
kadarki değerle, Çizelge 6’da yer alan ülkeler arasında en
yüksek görünümdedir. Daha da önemlisi, gerek Çizelge 5’deki
ve gerekse Çizelge 6’daki değerler, Türkiye’yi AB ülkeleri
gözünde riskli bir ülke konumuna düşürebilecek düzeylerde gibi
gösterebilir.

Çizelge
5 ve Çizelge 6’da özetlenen veriler AB ülkelerine bitkisel ürün
ihracatı açısından önem taşıması yanı sıra, ülkemiz
insanının gıda güvenliği yönünden daha da büyük önem
taşımaktadır. Bilindiği gibi, ihraç edilecek bitkisel
ürünlerimiz daha dikkatli yetiştirilmekte, çoğunlukla ihraç
öncesi pestisit kalıntıları açısından analizleri
gerçekleştirilmektedir. Buna karşın yukarıdaki veriler, iç
pazar için üretilen bitkisel ürünlerin pestisit kalıntıları
açısından durumları konusunda kuşku duymamıza yol açabilecek
niteliktedir. Ülkemiz kalıntı analiz laboratuarlarında yapılan
analizlerin sonuçlarının sürekli biçimde kamuya açıklanmaması,
kamunun bu yönde bilgilendirilmemesi bu kuşkularımızı daha da
artırmaktadır.

PESTİSİTLERE
DAYANIKLILIK

Modern
kimyasal savaşımın öncelikli sorunlarından biri, zararlı
organizmaların pestisitlere dayanıklılık kazanmasıdır. Bu sorun
nedeniyle, çok kıymetli ve etkili pestisitler etkisiz hale
gelmekte, piyasa ömürleri sonlanmakta ve kimyasal savaşımda
alternatifler azalmaktadır. Üzerinde durulması gereken diğer bir
nokta da, dayanıklılık olayı bir mutasyon sonucu ortaya
çıkmaktadır ve genelde geri dönüşümsüzdür. Zararlı bir
organizma bir pestisite dayanıklılık kazandığında, o pestisit
ile aynı etki mekanizmasına sahip diğer pestisitlere de otomatik
olarak dayanıklı hale gelmektedir. Bu da, konuyu kimyasal savaşım
açısından daha da karmaşık hale getirmektedir. Kısacası,
dayanıklılık sorunu hiçbir zaman tek bir pestisit ya da etkili
madde ile sınırlı değildir.

Pestisitlere
dayanıklılığın diğer önemli bir yönü, zararlı organizmalar
birden dayanıklı hale gelip, pestisitlerin etkililiklerini hemen
kaybetmemeleridir. Dayanıklılık kazanım olayı yavaş yavaş
ortaya çıkmaktadır. Üretici, iyi sonuçlar elde ettiği
pestisitlerin zaman içinde, yavaş yavaş eski etkililiğini
göstermediğini gözlediğinde, bu sorunu önlemek için doz
yükseltmeye başlar. Yükselen dozlar bir yandan dayanıklılığı
tetiklerken, diğer yandan kalıntı ile ilişkili sorunların ortaya
çıkmasına yol açar.

Dayanıklılık,
kimyasal savaşıma karşın, üreticinin ürün kayıpları
yaşamasına ve kimyasal savaşımda alternatiflerinin azalmasına da
neden olur. Örneğin ABD’de, dayanıklılık nedeniyle oluşan
ürün kaybının 1940’larda %7; 1980’lerde, daha yoğun pestisit
kullanılmasına rağmen, %13 olduğu hesaplanmaktadır (PBS, 2001).

İnsektisitlere
Dayanıklılık

İnsektisit
Dayanıklılık Çalışma Komitesi (Insecticide Resistance Action
Committee, IRAC)’ne göre insektisitlere dayanıklılık, zararlı
bir türe karşı kullanılan insektisitin etkililiğinde, her
uygulama sonrası azalma şeklinde görülen bir başarısızlıktır.
Dayanıklılık kalıtsaldır ve genelde geri dönüşümsüzdür.
Uygulama dozundan beklenen etkililik, büyük olasılıkla o
popülasyonda elde edilmemeye başlar ve etki düşüklüğü;
uygulama sıklığı ve dozu ile paralel olarak artış gösterir
(Yalçın, 2013).

Mutasyon
sonucu ortaya çıkan dayanıklılık, zararlının davranış
biçimini değiştirebilir ve zararlı, insektisitten kaçma
yeteneğini kazanabilir. İnsektisitin zararlıdaki etki yerinde bir
değişiklik olur ve insektisit molekülü etki yerine bağlanamaz ya
da insektisit molekülü etki yerine ulaşamadan detoksifiye
edilerek, zehirsiz hale gelebilir (Yalçın, 2013).

Daha
önce de değinildiği gibi, dayanıklılık, yalnızca dayanıklılık
kazanılan insektisit ile sınırlı değildir. Dayanıklılığın
kazanıldığı insektisit ile aynı etki mekanizmasına sahip diğer
insektisitlere de dayanıklılık kazanılmış olur. Bu olaya çapraz
dayanıklılık adı verilmektedir. Çoğunlukla, aynı grup üyesi
insektisitler arasında çapraz dayanıklılıktan söz edilebilir
(Elbert et. al., 2007).

Dünya’da
Durum

Böceklerin
insektisitlere dayanıklılığı, ilk kez 1914 yılında Melander
tarafından Quadraspidiotus
pernicious
’un
kükürt-kireç karışımına gösterdiği duyarlılık azalması
için kullanılmıştır. Zaman içinde insektisitlere dayanıklılık,
giderek çözümü zor bir sorun haline gelmiştir. Örneğin,
1914-1946 yıllarında insektisitlere dayanıklılık kazanmış tür
sayısı 11 iken, bazı kaynaklara göre 2007’de 553 (Erdoğan ve
ark., 2007), bazılarına göre, 2004’de 1000 olmuştur (Miller,
2004).

Günümüzde
bilinen insektisit ve akarisit gruplarının tamamına yakınına
dayanıklılık kazanmış zararlı popülasyonlarının bulunduğu
bildirilmektedir (Kramer and Schirmer, 2007). Hatta, lahanagillerde
zararlı Plutella
xylostella’nın
Hawai, Tennesea ve Japonya’da, Bacillus
thuringiensis
’in
yaygın kullanıldığı alanlarda, bu biyoinsektisite de
dayanıklılık kazandığı kaydedilmiştir (Daly et. al., 1998).

Türkiye’de
Durum

Zararlıların
insektisitlere dayanıklılığı çalışmaları ülkemizde de
eskilere dayanmaktadır. Örneğin, 1977 yılında Marmara
Bölgesi’nde patates böceğinin organik fosforlu insektisitlere
dayanıklılığı araştırılmıştır (Atak ve Atak, 1977). Bu
çalışmadan günümüze doğru, sıklaşan ve kapsamı genişleyen
çalışmalar yapılmıştır ve yapılmaya devam edilmektedir. Biz
burada, çoğunluğu yakın zamanda yapılmış araştırma ve
incelemelerden bir bölümüne değinerek, dayanıklılık konusunda
gelinen noktayı özetlemeye çalışacağız.

Isparta
elma bahçelerinden toplanan 6 Pananychus
ulmi

popülasyonunun üç akarisite etoxazole’e, hexythiazol’e ve
spirodichlofen’e dayanıklılık kazandıkları saptanmıştır.
Duyarlı populasyona göre dayanıklılık oranları, etoxazole’de
7.3 kat, hexythiazol’de 2.36 kat ve spirodichlofen’de 1.95 kat
arttığı ortaya konmuştur (Salman ve ark., 2014). Isparta’dan
elma bahçelerinden toplanan elma iç kurdu (Cydia
pomonella

L.), popülasyonlarının ise, thiacloprid’e, duyarlılara oranla
11.8-14.47 kat dayanıklılık kazandığı bildirilmiştir (İşçi
ve Ay, 2014).

Çiçek tripsi Frankliniella
occidentalis

(Pergande) ile yürütülen araştırmalarda pirimicarb’in önerilen
dozda tripse hiç etkili olmadığı, formetanate ile spinosad’ın
yüksek etki gösterdiği saptanmıştır (Dağlı, 2014).

Domatesin
önemli zararlısı Tuta
absoluta
’nın
insektisitlere duyarlılıklarını araştırmak amacıyla yapılan
çalışmada, pyridalyl en düşük etkililiği göstermiştir (Çelik
ve ark., 2014).

Bolu,
Nevşehir ve Tekirdağ’dan toplanan patates böceği
popülasyonlarının duyarlılara oranla, azinphos- methy’e
8.99-11.24 kat, carbofuran’a 3.82-6.83 kat, deltamethrin’e
58.83-225.92 kat ve endosulfan’a da 15.24-45.46 kat dayanıklılık
kazandığı araştırmalara dayalı biçimde bildirilmiştir
(Erdoğan ve Gürkan, 1997).

2009
yılında yapılmış bir araştırmada, yeşil şeftali yaprakbiti
Myzus
persicae
’nin
organik fosforlular, karbamatlar ve piretroidler grubu insektisitlere
duyarlılığı moleküler yöntemlerle saptanmıştır (Güz ve
ark., 2009). Pamuklarda zararlı Aphis
gossypii
ile
yapılan çalışmalarda ise, Adana ile Antalya’dan toplanan
değişik popülasyonların insektisitlere dayanıklılık
mekanizmaları incelenmiş ve acetylcholinesteras enzimi ile
yürütülen denemelerde, popülasyonların pirimicarb ve
demeton-S-methyl’e değişik oranlarda duyarlılıklarının
azaldığı gösterilmiştir (Velioğlu ve ark., 2008).
Dayanıklılıkla enzim aktivitesi arasındaki ilişki, diğer bir
çalışmada, Adana, Hatay ve Antalya pamuk alanlarından elde edilen
Helicoverpa
armigera

popülasyonlarında da araştırılmıştır. Popülasyonların
esterase, gluthathion S-transferase ve acetylcholinesteras enzimleri
ile dayanıklılık düzeyleri arasındaki ilişki üzerinde
durulmuştur (Karaağaç et. al., 2011).

Depolarda
uzun zamandan beri kullanılan fosforin’e unlu bit (Tribolium
castaneum
)’in
duyarlılığı Ankara, Konya ve Şanlıurfa’dan beş popülasyon
üzerinde araştırılmıştır. Popülasyonlardan dördünde yüksek
düzeyde dayanıklılık kazanıldığı saptanmıştır (Koçak ve
ark., 2014).

Ekonomik
açıdan önemli olan diğer bir zararlı, beyazsineğin
insektisitlere dayanıklılığı konusunda da kapsamlı çalışmalar
yapılmıştır. Bu çalışmaların sonucu, sera beyazsineği
Trialurodes
vaporariorum
’un
chlorpyrifos’a duyarlılığının azaldığı (Erdoğan et. al.,
2012); diğer bir çalışma ile ise, Bemisia
tabaci
’nin
‘B’ biyotipine ait popülasyonlarının deltamethrin’e
chlorpyrifos’a dayanıklılıkları moleküler yöntemlerle ortaya
konmuştur (Erdoğan ve ark., 2014). Yükselbaba ve Göçmen (2014)
yürüttükleri araştırmada, B.
tabaci’nin
‘B’ biyotipinin, ‘Q’ biyotipine oranla cypermethrin’e
dayanıklılığının daha yüksek olduğunu göstermişlerdir.
Ancak yapılan seleksiyon çalışmalarında, ‘Q’ biyotipinin
cypermethrin’e daha yüksek dayanıklılık kazanabileceği
saptanmıştır. Yine B.
tabaci
ile yürütülen diğer bir araştırmada, Antalya’dan toplanan
popülasyonların cypermethrin’e, deltamethrin’e, chlorpyrifos’a
ve thiamethoxam’a dayanıklılık kazandıkları ve piretroit grubu
insektisitlerin ve thiamethoxam’ın zararlıyı etkin biçimde
önleyemeyeceği bildirilmiştir (Şahin ve ark., 2014). Satar ve
ark. (2014) ise, Akdeniz Bölgesi’nden toplanan B. tabaci
popülasyonlarının neonikotinoid grubu üyelerine dayanıklılık
kazandığını ve en yüksek dayanıklılığın imidacloprid’e
karşı olduğu saptanmıştır.

Yukarıda
özetlenen çalışmalar yanı sıra, Erdoğan ve ark. (2007)
insektisit dayanıklılığının yönetimi, dayanıklılığın risk
değerlendirmesi, dayanıklılık risk yönetimi; Çakır ve Yamanen
(2005) de dayanıklılığın çevre açısından önemi, yaygın
kullanılan insektisitlere dayanıklılık oluşumu ve mekanizmaları
konusunda iki inceleme yayınlamışlardır. Yalçın (2013)
yayınladığı kitapta insektisitlere dayanıklılık
mekanizmalarını ve dayanıklılık yönetimini ele alınmıştır.

İnsektisitlere
dayanıklılık konusunda ülkemizde yapılmış bir bölüm
çalışmalardan özetlediklerimiz de göstermektedir ki, tarım
ürünlerimizde ekonomik kayıplara yol açabilen zararlılar
ülkemizde tüketilen bir çok insektisite ve hatta akarisite
dayanıklılık kazanmış durumdadır.

Fungisitlere
Dayanıklılık

Mikroorganizmaların
fungisitlere dayanıklılık kazanması ile etki mekanizmaları
arasında ilişki vardır. Fungisitler etki mekanizmalarına göre
iki büyük sınıfa ayrılır (Delen, 2008).

  • Etki
    yeri özelleşmemiş ya da klasik fungisitler: Bu sınıf üyesi
    fungisitlerin, patojen organizmalarda birden fazla etki yeri vardır
    ve hiçbiri sistemik değildir. Örneğin elementer kükürt, bakır
    bileşikleri, dithiocarbamate’lar captan ve analogları. Bu grup
    üyeleri 1. ve 2. nesil fungisitler olarak da bilinirler.
  • Etki
    yeri özelleşmiş fungisitler ya da modern fungisitler: Bu sınıf
    fungisitlerin mikroorganizmalarda özelleşmiş tek bir etki yeri
    vardır. Bu sınıf üyesi bileşiklerin bir bölümü sistemiktir.
    Sistemik olmayanlar da, bitki içinde sınırlı hareket
    yeteneğindedir (translaminar). Bu sınıfta benzimidazole’ler,
    dicarboximide’ler, phenylamide’ler, aminopyrimidine’ler,
    strobilurine’ler, sterol biyosentezi engelleyiciler (Sterol
    Biosynthesis Inhibitor, SBI) gibi günümüzün en modern
    fungisitleri yer almaktadır. Bu bileşikler, 3. ve 4. nesil
    fungisitler olarak da bilinirler.

Genelde
dayanıklılık açısından riskli fungisitler, etki yeri özelleşmiş
sınıf bileşikleridir. Etki yeri özelleşmemiş fungisitlerin
dayanıklılık oluşturma potansiyelleri oldukça düşüktür. Bu
sınıf üyelerine mikroorganizmaların duyarlılık azalışı
genelde adaptasyon biçimindedir ve kalıcı değildir (Brent, 1995;
Delen, 2008).

Dünya’da
Durum

Etki
yeri özelleşmiş, modern fungisitlerin piyasaya çıkışı ile
fungisit dayanıklılığı sorunu tüm dünyada yoğun biçimde
yaşanmaya başlanmıştır. Modern fungisitlerin piyasaya çıkışından
önce de bu yönlü bazı sorunlar bildirildiyse de, bunlar kimyasal
savaşım açısından nadir olaylar olarak görülmüştür. Örneğin
aromatik hidrokarbonlara piyasaya çıkışlarından 20 yıl sonra
1960’da turunçgillerde Penicillum
spp.’nin; organik cıvalılara piyasaya çıkışlarından 40 yıl
sonra 1964’de tahıllarda Pyrenophora
sp.’nin; dodine’e piyasaya çıkışından 10 yıl sonra 1969’da
elmalarda Venturia
inaequalis’in
dayanıklılık kazandığı bildirilmiştir (Brent, 1995). Buna
karşın, 60’lı yılların sonlarında piyasaya çıkan
benzimidazole grubu fungisitlere hedef organizmaların tamamına
yakını 2 yılda; 70’li yılların sonunda piyasaya çıkan
phenylamide üyesi metalaxyl’e Phytophthora
infestans
ve Plasmopara
viticola
2 yıl içinde dayanıklılık kazanmıştır (Brent, 1995). 90’lı
yılların ikinci yarısında piyasaya çıkan strobilurin grubu
fungisitlere ilk dayanıklılık 2000 ve 2001 yıllarında
saptanmıştır (Stevenson et. al., 2002; Vinelli and Dixon, 2002).
İtalya’da ise, strobilurin grubu üyelerine bağ mildiyösü
etmeni 1 yıl içinde dayanıklılık kazanmıştır (Gullino et.
al., 2004). Succinate dehydrogenase (SDHG, carboxamid) üyesi
boscalid 2003 yılında piyasaya çıkmış (Leroux et. al., 2003;
Michel, 2003) ve ilk dayanıklılık 2007’de görülmeye
başlanmıştır (Fungicide Resistance Action Committee, FRAC, 2013).

Türkiye’de
Durum

Ülkemizde
dayanıklılık sorunu, Botrytis
cinerea
,
Alternaria
spp., Venturia
spp., Sclerotinia
spp. gibi patojenlerin yol açtığı hastalıkların yanı sıra,
hasat sonrası çürüklüklerin, küllemelerin, mildiyölerin
kimyasal yöntemlerle önlenmesini zorlaştırmakta ve kimyasal
savaşımda alternatifleri azaltmaktadır. Dayanıklılık sorununun
en yoğun yaşandığı alanların başında seralar gelmektedir.
Örneğin seralarda önemli zararlar oluşturan B.
cinerea’nın
benzimidazole türevi carbendazim’e, benomyl’e; dicarboximide
üyesi procymidone ve iprodione’a, SBI’lerinden prochloraz’a ve
imizalil’e, anilinopyrimidine grubundan pyrimethamil’e ve
cyprodinil’e;
A
.
solani’nin
dicarboximide üyesi iprodione’a, SBI grubundan flusilazole’e
dayanıklılık kazanmış izolatlarının varlığı bildirilmiştir.
Ayrıca klasik fungisitlerden olmasına karşın, bazı B.
cinerea
izolatlarının mancozeb, thiram ve captan’a dayanıklılık
kazanmış izolatlarının bulunuşu da saptanmıştır (Delen, 2008;
Delen et. al., 1984; 1994; 1999; 2000; 2004; Leroux, 2004).

Ülkemizde
dayanıklılık sorununun yoğun yaşandığı diğer bir alan,
paketleme evleri ve depolardır. Turunçgillerde hasat sonrası
çürüklüklere yol açan Penicillium
spp. thiabendazole (TBZ)’e, benomyl’e, carbendazim’e,
imazalil’e, sodium-o-phenyl phenate (SOPP)’a ve hatta guazitine’e
yüksek düzeyde dayanıklılık kazanmıştır. Bu durum turunçgil
paketleme evlerinde kimyasal savaşım alternatiflerinin tükenmekte
olduğunu göstermektedir (Akıncı, 2011; Kınay et. al, 2004;
Özbek, 1993; Tosun and Delen, 1985).

Depolanan
Trabzon hurmalarında çürüklük oluşturan Alternaria
alternata
’nın
azoxystrobin’e, boscalid’e, boscalid+pyraclostrobin’e,
boscalid+kresoxim methyl’e, pyraclostrobin+metiram’a,
pyraclostrobin+dithianon’a ve iprodione’a dayanıklı izolatları
saptanmıştır (Karaman, 2010). Nar meyvelerinde hasat sonrası
çürüklüğe yol açan B.
cinerea
izolatlarının da, pyrimethanil’e, boscalid’e,
boscalid+pyraclostrobin’e ve azoxystrobin’e dayanıklılık
gösterdiği ortaya konmuştur (Uysal, 2011).

Bağlarda
fungisitlere dayanıklılık önemli bir sorundur. Örneğin salkım
çürüklüklerine yol açan
B
.
cinerea’nın,
iprodione’a, procymidon’a, pyrimethanil’e ve fenhexamid’e
(Koplay et. al., 2004; Köycü, 2007); Alternaria
spp.’nin de iprodione’a, azoxystrobin’e, kresoxim
methyl+boscalid’e ve pyrimethanil’e dayanıklı izolatlarının
varlığı gösterilmiştir (Savaş, 2012). Ayrıca, bağ
küllemesinin benomyl’e dayanıklılığı da bildirilmiştir (Arı,
1986). Bu saptamaların yanı sıra, meyvelerden elde edilmiş
Monilinia
laxa
ve M.
fructigena
izolatlarının vinclozolin’e, benomyl’e, carbendazim’e,
boscalid’e, cyprodinil’e dayanıklılık gösteren izolatlarının
varlığı da ortaya konmuştur (Demir, 1991; Karakuş, 2011).

Yukarıda
özetlenen çalışmalar, fungisitlere dayanıklılığın da
ülkemizde kimyasal savaşım açısından önemli bir sorun haline
geldiğini göstermektedir. Bu nedenle, bu yönlü çalışmaların
süreklilik kazanması ve dayanıklılık sorunu açısından
fungisitlerin durumlarının izlenmesi gereği vardır.

Herbisitlere
Dayanıklılık

Herbisitlerin
gerek kullanım kolaylığı, gerekse hububatta olduğu gibi çapa
bitkisi olmayan kültür bitkilerinde son derece etkili bir mücadele
yöntemi olması, kısa zamanda çok geniş alanlarda kullanılmasına
neden olmuştur. Ancak uzun yıllar, aynı alanlarda aynı etkili
maddeye sahip kimyasalların yoğun bir şekilde kullanılması bazı
sorunları da beraberinde getirmektedir. Bu sorunların başında da
dayanıklılık gelmektedir.

Yabancı
otlardaki bu dayanıklılık sorunu böcek, fungus ve bakterilere
oranla çok daha geç ortaya çıkmıştır. Bunun nedeni, yabancı
otların yıl içerisinde bir kez tohum verip, yaşam döngülerini
tek yılda tamamlayabilmeleridir. Oysa ki, böcekler, kırmızı
örümcekler ve hastalık etmenleri uygun koşullar oluştuğu
sürece, yıl içinde bir çok kez yaşam döngülerini
tamamlayabilmektedirler. Bu durum, aynı yıl içerisinde birçok kez
pestisitlere maruz kalmaları anlamına gelmekte, bu da hızlı bir
şekilde dayanıklılık oluşma olasılığını artırmaktadır.

Dünya’da
Durum

İlk
selektif herbisit 1942 yılında (2,4-D ve MCPA) kullanılmaya
başlanmış, bu herbisitler geniş alanlarda kullanılmasına karşın
hızlı bir dayanıklılık seleksiyonu oluşmamıştır. 2,4-D’ye
karşı sadece yabani havuçta 1957 ve 1963 yılında dayanıklılık
saptanmıştır (Heap and Baron, 2001). Triazin grubu herbisitlerin
piyasaya çıkışı ile birlikte dayanıklılık vakaları dikkati
çekmeye başlamış ve günümüze gelindiğinde 400’ün üzerinde
dayanıklılık vakasına ulaşılmıştır. Triazin
grubu herbisitlere 1980’li yıllara kadar dayanıklılık ile
ilgili bildirimlerin sayısı artarken, 1980 yıllarda ACCase
inhibitörü ve ALS inhibitörü herbisitlerin kullanıma girmesi ile
birlikte, özellikle 1990’lı yıllarda ve sonrasında bu
herbisitlerin dayanıklılık vakaları dikkati çekmiştir. Son
yıllarda da en çok dayanıklılığın rastlandığı herbisit
grupları olarak bu üç grup dikkati çekmektedir. Günümüzde 65
farklı ülkede 83 farklı kültür bitkisinde 138’i dikotilodon ve
100’ü monokotilodon olmak üzere toplam 238 farklı yabancı ot
türünde 435 dayanıklılık bildirimi saptanmıştır (HRAC, 2014).

Türkiye’de
Durum

Ülkemizde
gerek en önemli kültür bitkilerinden biri olması, gerekse çapa
bitkisi olmaması nedeniyle buğday, herbisitlerin yoğun bir şekilde
kullanıldığı ve sonucunda da yabancı otlarda dayanıklılık
olaylarının geliştiği bitkiler arasında ön sıralarda yer
almıştır. Çukurova Bölgesi’nde öncelikle clodinafop propargyl
ve fenexoprop-p-ethyl’e karşı Avena
sterilis

(Uludağ ve ark., 2003a) ve Alopecurus
myosuroides
’de
(Uludağ ve ark., 2003b), Marmara Bölgesi’nde chlorsulfuron’a
Sinapis
arvensis
’te
(Topuz, 2007), dayanıklılık saptanmıştır. Ayrıca yine
Çukurova Bölgesi’nde 2004 yılında fenoxoprop-p-ethyl,
clodinafop propargyl’e Avena
sterilis
ve
Alopecurus
myosuroides
’de
dayanıklılık bildirilmiştir (Aksoy ve
ark., 2004).
Batı Karadeniz Bölgesi’nde buğdayda Gallium
aparine
ve
Bifora
radians
‘da
ALS inhibitörü chlorsulfuron,
iodosulfuron-methyl-sodium, mesosulfuron-methyl,
thifensulfuron-methyl, triasulfuron, ve tribenuron-methyle karşı
dayanıklılık tespit edilmiştir (Mennan ve
ark., 2013a).
Çukurova Bölgesi’nde clodinofop propargl ve proxsulam’a Avena
sterilis, Alopecurus myosuroides
,
Phalaris
brachystachys

de; dicamba, proxycarbazone, thifensulfuron-methyl, triasulfuron ve
tribenuron methyl’e Sinapis
arvensis’de
dayanıklılık saptanmıştır (Avcı ve
ark., 2009).
Marmara Bölgesi’nde fenexoprop-p-ethyl, dichlofop methyl,
clodinafop propargyl ve tralkoxydim’e A.fatua
ve A.sterilis
te dayanıklılık bildirilmiştir (Türkseven, 2011). Son yıllarda
buğdayın yanı sıra yetiştiriciliği sırasında çok yoğun
herbisit kullanımı söz konusu olan çeltikte de dayanıklılıkla
ilgili bazı bulgulara rastlanılmaktadır. Batı Karadeniz ve
Marmara Bölgesi çeltik ekim alanlarında 2009 ve 2010 yıllarında
Alisma
plantago-aquatica, Cyperus difformis, Echinochloa curus-galli
ve
E.oryzicola
’da
hem ALS hemde ACCase grubundan herbisitlere karşı çoklu
dayanıklılık tespit edilmiştir (Mennan ve
ark., 2013b).

ÇÖZÜM
ÖNERİLERİ

Daha
önce de değinildiği gibi, ülkemizde pestisitler bir miktar
bilinçsiz ve bir miktar da kontrolsüz kullanılmaktadır. Bu
kullanım biçimi kalıntı ve dayanıklılık sorunlarının giderek
artmasına ve gıda güvenliğimizin, çevremizin, bitkisel ürün
ihracatımızın olumsuz etkilenmesine, hatta kimyasal savaşımda
alternatiflerin azalmasına neden olmaktadır. Bu sorunların
çözümüne yardımcı olabileceğini düşündüğümüz bazı
öneriler aşağıda özetlenmiştir.

  1. Zirai mücadele hizmetleri, 2004 öncesindeki gibi genel müdürlük düzeyinde ve tek elden idare edilmelidir. Sorunların bilimsel temellere dayalı biçimde çözümlenebilmesi için, üniversitelerle daha sıkı işbirliğine gidilmeli ve kapatılan, güç kaybetme sürecine giren ya da istasyon düzeyine indirilen araştırma kuruluşları tekrar bölgesel sorunlara odaklanabilecek ‘Bölge Zirai Mücadele Araştırma Enstitüleri’ haline getirilmelidir. Buna bağlı olarak, zirai mücadele kuruluşlarında bitki koruma disiplini ve standart yapı tekrar oluşturulmalıdır. Böylece, üreticilerin ilaç firmalarının ya da bayilerinin yerine, sorunlarının çözümlerini resmi zirai mücadele kuruluşlarında aramaları da sağlanmış olacaktır.
  2. Pestisitlerin ruhsatlandırılmasında orijinal ve emsal preparat ayrıcalığı kaldırılmalı, tüm preparatlar ruhsatlandırılma aşamasında her yönleriyle mercek altına alınmalıdır.
  3. Ruhsatlandırma sırasında, yeni etkili maddelerin dayanıklılık riskleri, kullanılacağı alanlar ve hedef organizmalar dikkate alınarak, laboratuvar çalışmalarına dayalı biçimde ortaya konmalıdır. Bu araştırma sonuçlarına göre, dayanıklılık oluşturma potansiyeline sahip olabilecek her etkili maddeye hedef organizmaların dayanıklılık kazanmasını önleyici stratejiler talimatlarda ve etiketlerde yer almalıdır. Ruhsatlandırma sonrası da aynı amaçla etkili maddeler izlenmeli ve duyarlılıklarında azalma saptananlar, bu azalışın pratikte sorun yaratacak düzeye ulaşmaması ya da geciktirilmesi için ek önlemler araştırılarak talimatlara, etiketlere eklenmelidir.
  4. Tarımsal savaşımın IPM’e uygun biçimde yapılması konusunda son yıllarda GTHB çalışmalar yürütülmekte ise de, bu çalışmalar daha yoğunlaştırılıp, üretici daha hızlı biçimde bilinçlendirilmelidir. IPM Teknik Talimatlarında yer alan kimyasal savaşım önerilerindeki yetersizlikler ve eksikler bir an önce giderilmelidir.
  5. Zirai Mücadele Teknik Talimatları (ZMTT), kimyasal savaşın önerilerini de içerecek biçimde ve sık aralıklarla güncellenerek yayınlanmalıdır. Ayrıca, Bitki Sağlığı ve Karantina Daire Başkanlığı tarafından son olarak 2011’de yayınlanan kültür bitkilerinin hastalık ve zararlılarını konu alan kitapçıklar, içermedikleri kültür bitkilerini, hastalıkları, zararlıları da içerecek biçimde yenilenip, erişilebilir olarak yayınlanmalıdır.
  6. Pestisitlerin MRL değerleri değiştikçe, son ilaçlama-hasat süreleri de bu değerlere göre güncellenmelidir. Bu güncellemeler yapılmadıkça, üreticilerin kalıntı açısından sorunsuz ürün elde etmesi olanaksızlaşacaktır.
  7. Beslenme rejimimize ve gıda tüketim miktarlarımıza uygun olarak saptanmaya başlayan, orijinal denemelerle belirlenmesi gereken ulusal MRL çalışmaları hızlandırılarak, ulusal MRL listemiz bir an önce hazırlanmalı ve ZMTT bu değerlere göre yenilenmelidir.
  8. Pestisit kalıntı analizlerinde, rutin analizler için gelen örneklerin geçmişinin bilinmesi, homojen bir örneklemenin yapılması, akredite laboratuar olsun ya da olmasın, analizlerde kalite sistemi ve kalite kontrolü sistemlerine uyulması ülkemizde kalıntı sorunlarını azaltacak önlemlerdir (Tiryaki, 2011).
  9. Bitkisel ürünlerde pestisit kalıntıları konusunda yapılan tüm analizlerin sonuçları sık aralıklarla, örneğin haftalık olarak kamuya duyurulmalıdır.
  10. AB uyum süreci içinde, ülkemiz koşulları ve alternatifleri araştırılmadan pestisitlerin yasaklanması, üreticinin öneri dışı pestisit kullanmasını tetiklemekte, bazı zararlıların da önlenmesini zorlaştırmaktadır. Örneğin günümüzde 18 zararlıya karşı, yasaklamalar nedeniyle ruhsatlı insektisit bulunmamaktadır (Yücer, 2012; Tosun ve Önen, 2014).
  11. Zirai mücadele hizmetlerinde uzmanlık değerini kaybetme sürecine girmiştir. Örneğin ‘Bitki Koruma Ürünlerinin Reçeteli Satış Usul ve Esasları Hakkındaki Yönetmelik’e göre, her ziraat mühendisi 5 günlük kursu başarıyla bitirme sonrası reçete yazabilmektedir. Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanununa göre, tüm ziraat mühendisleri bitki koruma ürünleri iş ve satış yerlerinde, ithalatında çalışabilmektedir. Oysa ziraat fakültelerinin bitki koruma/bitki sağlığı bölümlerinde 4 yıllık öğreniminin 3 yılında yoğun biçimde bitki koruma eğitimi verilmekte, öğrenciler bitki koruma ile ilişkili bir seminer, bir tez hazırlamakta ve yaz stajlarını bitki koruma ile ilgili bir kurumda yapmaktadırlar. Bu nedenle, zirai mücadele hizmetlerinin ve işlerinin bitki koruma eğitimi görmüş ziraat mühendislerince yürütülmesi bilinçsizlikleri ve kontrolsüzlükleri azaltacaktır.

YARARLANILAN
KAYNAKLAR

  • Abay,C., Ö. Karahan Uysal, B. Miran, G. Saner, E. Olhan, Z. Kenanoğlu Bektaş, B. Türkekul, C. Günden, Ö. V. Bayraktar, 2013. Maksimum kalıntı limitlerinin belirlenmesi çalışmalarında kullanılmak üzere Türkiye’de yetiştirilen tarımsal ürünlerin majör ve minör olarak sınıflandırılması. 1. Bitki Koruma Ürünleri ve Makineleri Kongresi, 2 – 5 Nisan 2013, Antalya. Cilt 1, s. 71 – 85.
  • Akar, B. Y. ve E. Demir, 2014. Hasat öncesi bitki bünyesinde pestisit analizi yapacak el tipi pestisit analiz cihazı. V. Türkiye Bitki Koruma Kongresi Bildiri Özetler, 3-5 Şubat 2014, Antalya. s.71.
  • Akıncı, Y., 2011. Turunçgillerde yeşil küf çürüklüğü etmenine (Penicillium digitatum (Pers.) Sacc.) karşı yeni fungisitlerin ve mum kombinasyonlarının etkililikleri üzerine araştırmalar. Yüksek Lisans Tezi. Ege Üniv. Fen Bilimleri Enst., Bitki Koruma Anabilim Dalı, Bornova, İzmir
  • Aksoy A, H. Menne,M. Şimşek & T. Büschbell, 2004. Yabani yulaf (Avena sterilis L.) ve tilki kuyruğu (Alopecurus myosuroides Huds.)’nun farklı herbisitlere karşı dayanıklılığı üzerinde çalışmalar. Türkiye I. Bitki Koruma Kongresi Bildiri Özetleri, 8-10 Eylül, 2004, Samsun, 228 s.
  • Aksu, P., 2007. Meyve ve sebzelerde pestisit kalıntılarının tayininde gaz kromatografisi, kütle spektrofotometresi (GC/MC) ile çoklu kalıntı analiz yönteminin geliştirilmesi. Ege Üniv. Fen Bilimleri Enst. Gıda Mühendisliği Anabilim Dalı Doktora Tezi, 389 s.
  • Anonymous, 2008. R&D news. Outlooks on Pest Management. 18: 252-253.
  • Anonymous, 2013-2014. Agrow World Crop Protection News. www. agra-net.net (erişim tarihi: 15.Nisan. 2013 ve 12 Ağustos 2014)
  • Arı, M., 1986. Ege Bölgesinde bağ küllemesi (Uncinula necator (Schwein) Burr.)’nin önerilen sistemik fungisitlere karşı dayanıklılığı üzerinde çalışmalar. Doktora Tezi, Ege Üniv. Ziraat Fak. Fen Bilimleri Enst. Bornova-İzmir
  • Aslan, N., 2011. Analysis of pesticides residues in cherries from Afyonkarahisar, Turkey. Fresenium Environmental Bulletin, 20: 2002-2006.
  • Atak, E. D. ve U. Atak, 1977. Marmara Bölgesinde patates böceği (Leptinotarsa decemlineata Say.)’nin insektisitlere karşı direnci üzerinde çalışmalar. Bit. Kor. Bült., 17: 29-40.
  • Avcı, Ç.M.,O. Bozdoğan ve F.N. Uygur,2009. Çukurova Bölgesi buğday alanlarında görülen önemli yabancı otların buğday herbisitlerine karşı dayanıklılığının araştırılması. Türkiye III. Bitki Koruma Kongresi Bildiri Özetleri, 15-18 Temmuz 2009, Van, s 292.
  • Aysal, P., K. Gözek, N. Artik and A.S. Tunçbilek, 1999. 14C-chloropyrifos residues in tomatoes and tomato products. Bull. Environ. Contam. Toxicol. 62: 377-382.
  • Azar, İ. ve M. Kıvan, 2009. Bursa’da pazardan alınan limonlarda bazı insektisit kalıntılarının belirlenmesi. Türkiye III. Bitki Koruma Kongresi Bildirileri, 15-18 Temmuz 2009, Van. s.16.
  • Brent, J., 1995. Fungicide resistance in crop pathogens: How can it be managed. FRAC Monograph No:1, GIFAP, Brussels, 48 pp.
  • Burçak A.A., A. U. Duru, M. Kaya, E. Cöger, Ö. Tatlı, Ö. Gölge ve S. Dokumacı, 2014. Biber ve hıyarda bazı pestisitlerin ülkesel maksimum kalıntı limitlerinin belirlenmesi. V. Bitki Koruma Kongresi Bildiri Özetleri, 3-5 Şubat 2014, Antalya. s. 15.
  • Burçak, A.A., 2013. İlaç Alet ve Teknoloji Araştırmaları Çalışma Grubu’nda yapılan sunum. Bitki Sağlığı Araştırmaları Daire Başkanlığı, T.C. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı
  • Burçak, A.A., A.U. Duru, M. Kaya, E. Çönger, Ö. Tatlı, Ö. Gölge and S. Dokumacı, 2013a. Establishment of national maximum residue limits of pesticides used in grapes. lOBC-WPRS Bulletin, 91: 557-558
  • Burçak, A.A., A.U. Duru, M. Kaya, E. Çönger, Ö. Tatlı, Ö. Gölge and S. Dokumacı, 2013b. Establishment of national maximum residues limits of some pesticides used in tomato Crop. 8. MGRP International Symposium of Pesticides in Food and the Environment in Mediterranean Countries, Sept., 12-14, 2013. Book of Abstracts. 58p.
  • Cönger, E., P. Aksu, N. Yiğit, S. Dokumacı, Z. Baloğlu, A.A. Burçak, 2012. Bazı pestisitlerin sebzelerdeki kalıntı davranışlarının belirlenmesi üzerinde çalışmalar. Bit. Kor. Bült., 52: 273-288.
  • Çakır, Ş. ve Ş. Yamaner, 2005. Böceklerde insektisitlere direnç. Gazi Üniversitesi Kırşehir Eğitim Fakültesi, 6: 21-29.
  • Çelik, E. S., B. Kanlı ve F. Dağlı, 2014. Domates güvesi Tuta absoluta (Meyrick) (Lepidoptera: Gelenchiidae) larvalarına karşı bazı insektisitlerin etkililiklerinin belirlenmesinde kullanılan iki farklı biyoessey yönteminin karşılaştırılması. V. Türkiye Bitki Koruma Kongresi Bildiri Özetleri, 3-5 Şubat 2014, Antalya. s. 69.
  • Dağlı, F., 2014. Formetanate, primicarb ve spinosad’ın çiçek tripsi Frankliniella occidentalis (Pergande) (Trysanoptera: Thripidae)’e karşı etkililik düzeyleri ve direnç durumu üzerinde ön çalışmalar. V. Türkiye Bitki Koruma Kongresi Bildiri Özetleri, 3-5 Şubat 2014, Antalya. s. 67.
  • Daly, H., J. T. Doyen and A. H. Purcel, 1998. Introduction to insect biology and diversity. 2nd edition, Oxford University Press, New York.
  • Delen, N. 2009. Gıdalarda pestisit kalıntıları sorunu. Hasad Gıda, 24: 20 – 25.
  • Delen, N., 2008. Fungisitler. Nobel Yayıncılık Tic. Ltd. Sti., Ankara. Yayın No: 1360. 318 pp.
  • Delen, N., 2014. Türkiye’de tarım ilacı sorunu ve bu sorunun kaynakları. Dünden Yarına Entegre Mücadele Çalıştayı, 27-28 Ağustos 2014, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Ziraat Fakültesi (Baskıda).
  • Delen, N., E. Durmuşoğlu, A. Güncan, N. Güngör, C. Turgut, A. Burçak, 2005. Türkiye’de pestisit kullanımı, kalıntı ve organizmalarda duyarlılık azalışı sorunları. Türkiye Ziraat Mühendisliği VI. Teknik Kongresi, 3-7 Ocak 2005, Ankara, Cilt 2. 629-248.
  • Delen, N., M. Yıldız, C. Koplay, P. Kınay, A. Coşkuntuna, F. Yıldız, 2004. Sebze seralarında kurşuni küf hastalığına karşı etkili kimyasal savaşım açısından B. cinerea’nın bazı fungisitlere duyarlılığı konusunda çalışmalar. Türkiye 4. Ulusal Bahçe Bitkileri Kongresi, 8-12 Eylül, 2004, Antalya, Hasad Yayıncılık Ltd. Şti. 568-569
  • Delen, N., H. Maraite and M. Yıldız, 1984. Benzimidazole and dithiocarbamate resistance of Botrytis cinerea on greenhouse crops in Turkey. Med. Fac. Landbauww. Rijksuniv. Gent, 49: 153-161.
  • Delen, N., N. Tosun and Z. Yıldız, 2000. Variation in the sensitivities of Botrytis cinerea
    isolates to some fungicides with non-specific mode of action. XII International
    Botrytis Symposium, July 3-7, 2000, Reims, France. p. 64.
  • Delen, N., N. Tosun, Z. Yıldız and T. Momol, 1999. Variable responses of Botrytis cinerea isolates to captan, thiram and mancozeb in greenhouse crops. Phytopathology, 89: S-20
  • Delen, N., T. Özbek and N. Tosun, 1994. Sensitivity in Alternaria solani isolates to EBI’s. 9th Congress of the Mediterranean Phytopathological Union, September, 18-24, 1994, Kuşadası, Türkiye. 361-363
  • Demir, T., 1991. Sclerotinia (Monilinia) spp. izolatlarının bazı fungisitlere karşı duyarlılıkları üzerinde araştırmalar. Doktora Tezi. Ege Üniv. Fen Bilimleri Enst. Bitki Koruma Anabilim Dalı, Bornova-İzmir
  • Elbert, A., R. Nauen and A. McCaffery, 2007. IRAC, insecticide resistance and mode of action classification of insecticides. In: Kramer, W. and Schirmen, U. eds., Modern Crop Protection Compounds, Vol., 3. pp 753-771 Wiley-VCH Verlag GmbH and Co. KGaA, Winheim.
  • Erdoğan, C. ve M. O. Gürkan, 1997. Leptinotarsa decemlineata (Say) (Coleoptera: Chrysomelidae)’nin değişik populasyonlarının bazı insektisitlere karşı duyarlılıklarının belirlenmesi üzerinde araştırmalar. Türk. Entomol. Derg., 21: 299-309.
  • Erdoğan, C., A. S. Velioğlu ve M. O. Gürkan, 2007. İnsektisitlerin sürdürülebilir kullanımı ve direncin yönetimi. Tarım İlaçları Kongre ve Sergisi, 25-26 Ekim 2007, Ankara, Bildiriler Kitabı, 202-210.
  • Erdoğan, C., A. S. Velioğlu, M. O. Gürkan, I. Denholm and G. D. Moores, 2012. Chlorpyrifos ethyl-oxon sensitive and insensitive acetylcholinesterase variants of greenhouse whitefly Trialeurodes vaporariorum (Westw.) (Hemiptera: Aleyrodidae) from Turkey. Pestic. Bochem. and Phsiol., 104: 273-276.
  • Erdoğan, C., N. Güz, B. Aktaş, K. Demirci, H. Fidan, M. Karacaoğlu, H. Kütük, Ş. Karut, M. O. Gürkan, A. Tsagkarakou, E. Zchori-Fein, 2014. Değişik konukçulardan toplanan Bemisia tabaci populasyonlarının insektisit direnç ve endosimbiyont durumlarının belirlenmesi. V. Türkiye Bitki Koruma Kongresi Bildiri Özetleri, 3-5 Şubat 2014, Antalya. s. 27.
  • FRAC, 2013. FRAC list of plant pathogenic organisms resistant to disease control agents, www.frac.info (erişim tarihi: 4. Ağustos 2014)
  • Gözek, K., Ü. Yücel, M. İlim, P. Aysal and A.Ş. Tunçbilek, 1999. 14C-dimethoate residues in olive oil during olive processing. J. Environ. Sci. Health, 34: 413-430
  • Gullino, M.L. ,G. Gilardi, F. Tinivella and A. Garibaldi, 2004. Observation of the behaviour of different populations of Plasmopara viticola resistant to QoI fungicides in Italian vineyards. Phytopathol. Mediterr., 43: 341-350.
  • Güz, N., S. Alptekin, S. Velioğlu, C. Erdoğan, M. O. Gürkan ve G. D. Moores, 2009. Yeşil şeftali yaprak bitinde Myzus persicae ‘(Sulzer) MECA ve Kdr’ insektisit direncinin PCR – RFLP yöntemiyle karakterizasyonu. Türkiye lll. Bitki Koruma Kongresi Bildirileri, 15 – 18 Temmuz 2009 Van. s. 17.
  • Heap, I. and H. Baron, 2001. “Interduction and overview of resistance” Chapter1, Herbicide Resistance and World Grains, CRC press, Washington DC., 308 p.
  • HRAC, 2014, Herbicide Resistant Action Commitee; International survey of herbicide resistant weeds, www.weedscience.org (erişim tarihi: 02.Ekim.2014).
  • İşçi, M. ve R. Ay, 2014. Isparta ili (Gelendost, Senirkent) elma bahçelerinden toplanan elma içkurdu, Cydia pomonella (L.) (Lepidoptera: Tortricidae) popülasyonlarının thiacloprid’e karşı duyarlılık durumunun incelenmesi, V. Türkiye Bitki Koruma Kongresi Bildiri Özetleri, 3-5 Şubat 2014, Antalya. s.13.
  • Karaağaç , S. U., M. İşcan ve M. O. Gürkan, 2011. Helicoverpa armigera (Hübnen) (Lepidoptera: Noctuidae) and its relationship with insecticide resistance. Bit. Kor. Bült., 51: 61-75.
  • Karakuş, Y., 2011. Malatya ili kayısı bahçelerinden elde edilen Monilya izolatlarının bazı fungisitlere duyarlılıklarının belirlenmesi üzerinde araştırmalar. Yüksek Lisans Tezi. Ege Üniv. Fen Bilimleri Enst., Bitki Koruma Anabilim Dalı, Bornova, İzmir
  • Karaman, S., 2010. Trabzon hurmalarında hasat sonrası bazı uygulamalarla Alternaria alternata (Fr) Keissl çürüklüğünün engellenmesi üzerinde araştırmalar. Yüksek Lisans Tezi. Ege Üniv. Fen Bilimleri Enst., Bitki Koruma Anabilim Dalı, Bornova, İzmir
  • Kepczynska, E.K. and H. Borecka, 1979. Dynamics of disappearance of benzimidazole derivatives stored apples. Fruit Science Reports, 6 :45-55
  • Kınay, P., M. Yıldız, N. Güngör, F. Yıldız, 2004. Turunçgillerde meyve çürüklüklerine yol açan Penicillium spp. izolatlarının bazı fungisitlere duyarlılıkları konusunda çalışmalar. Türkiye I. Bitki Koruma Kongresi, 8-10 Ekim 2004, Samsun, Bildiriler. s. 183
  • Koçak, E., D. Schlipalius, R. Kaur, A. Tuck, P. Elbert, P. Collins ve A. Yılmaz, 2014. Türkiye’de unlu bit Tribolium castaneum (Herbst.) populasyonlarında fosfin direnci. V. Türkiye Bitki Koruma Kongresi Bildiri Özetleri, 3-5 Şubat 2014, Antalya. s.11.
  • Kong, Z., W. Shan, F. Dong, X. Lui, J. Xu, M. Li and Y. Zheng, 2012. Effect of home processing on the distribution and reducting of pesticide residues in apples. Food Additives and Contaminants. 29:1280-1287
  • Koplay, C., N. Delen and P. Kınay, 2004. Studies on the chemical control of Botrytis cinerea bunch rots on Sultanina table grapes. XIII. International Botrytis Symposium, 25-31 October 2004, Antalya, Turkey. Abstracts. p. 35
  • Köller, W., 1999. Chemical approches to managing plant pathogens. In: Rubenson, J.T., ed., Handbook of Pest Management. pp. 337-376. Marcel Dekker, New York.
  • Köycü, N. D., N. Özer ve N. Delen, 2009. Bağlarda kurşuni küf hastalığı etmeni (Botrytis cinerea Pers. Ex. Fr.)’nin kullanılan fungisitlere karşı duyarlılık düzeyinin belirlenmesi ve kimyasal mücadelesi üzerinde çalışmalar. Türkiye III. Bitki Koruma Kongresi Bildirileri, 15-18 Temmuz 2009, Van. s.150.
  • Köycü, N.D., 2007. Bağlarda kurşuni küf hastalığı etmeni (Botrytis cinerea Pers Ex. Fr)’nin kullanılan fungisitlere karşı duyarlılık düzeyinin belirlenmesi ve kimyasal mücadelesi üzerinde araştırmalar. Doktora Tezi. Namık Kemal Üniv. Fen Bilimleri Enst. Bitki Koruma Anabilim Dalı, Tekirdağ
  • Kramer, W. and U. Schirmer (eds). 2007. Modern crop protection compounds. Vol. 3, 753-1302. Wiley-VCH Verlag GmbH and Co. KGaA, Weinheim.
  • Lentza-Rizos, C. and A. Balokas, 2001. Residue levels of chlorpropham in individual tubes and composite samples of postharvest-treated potatoes. J. Agric. Food Chem., 49:701-710
  • Leroux, P., A.S. Walker and Y. Senecal, 2003. Etude de la sensibilite’ de Botrytis cinerea au boscalid. AFPP, Paris, France
  • Leroux. P., 2004. Chemical control of Botrytis and its resistance to chemical fungicides. In: Elad, Y., Williamson, B., Tudzynski, P. and Delen, N., eds. Botrytis: Biology, Pathology and Control. pp. 195-222. Kluwer Academic Publisher, Dordrecht, Boston, London.
  • Mennan, H., E. Kaya-Altop, D. Isık, M. S. Başaran, S. Çankaya, 2013a. Buğday ekim alanlarında sorun olan Galium aparine L. (yapışkan otu) ve Bifora radians Bieb. (kokarot)’ın ALS inhibitörü herbisitlere dayanıklı biotiplerinin bioassay  yöntemlerle saptanması ve moleküler karekterizasyonu. TÜBİTAK TOVAG Proje Kesin Sonuç raporu. 109O521,  1-101.
  • Mennan, H, E Kaya-Altop, S.Rasa, J.C. Streibig, D. Yatmaz,U. Budak, D. Sariaslan and K.Haghnama,2013b. ‘Resistance to ACCase and ALS inhibiting herbicides in cereals in Turkey; What have we learned?’. in Proceedings from 16th Symposium EWRS. pp. 8-9.
  • Michel, P., 2003. Nouvelles molẻcules a la CIMA 2003: Fongicides contre insecticides, six a un. Phytoma., 566 : 33-36
  • Miller, G. T., 2004. Sustaining the earth. 6th Edition. Thomson Learning Inc. Pacific Grove, California.
  • Özbek, T., 1993. Turunçgil meyvelerinde Penicillium türlerinin oluşturduğu depo çürüklüklüğüne karşı kimyasal savaşım olanakları üzerinde araştırmalar, Doktora Tezi. Ege Üniv. Fen. Bil. Enst. Bitki Kor. Anabilim Dalı, Bornova, İzmir
  • Pasche, J.S., C.M. Wharam and N. C. Gudmestad, 2002. Shift in sensitivity of Alternaria solani (potato early blight) to strobilurin fungicides. The BCPC Conference-Pests and Diseases, Vol. 2. 841-846.
  • PBS, 2001. Pesticide resistance. Public Broadcasting Service. www.pbs.org ( Erişim tarihi: 9. Eylül. 2014)
  • Randhawa, M.A., F.M. Anium, A. Ahmed and M.S. Randhawa, 2007. Field incurred chlorpyrifos and 3, 5, 6-trichloro-2-pyrinol residues in fresh and processed vegetables. Food Chemistry, 103:1016-1023
  • Roberts, T. and D. Huston, 1999. Metabolic pathways of agrochemicals. Part Two, Insecticides and Fungicides. The Royal Society of Chemistry.
  • Salman, S. Y., Y. Yaman ve R. Ay, 2014. Isparta ili elma bahçelerinden toplanan Pananychus ulmi (Acari: Tetranychidae) populasyonlarının bazı akarisitlere karşı duyarlılık düzeylerinin ve sinerjisitlerinin belirlenmesi. V. Türkiye Bitki Koruma Kongresi, Bildiri Özetleri, 3-5 Şubat 2014, Antalya. s.11.
  • Satar, G., M. R. Ulusoy, M. S. Williamson, R. Nauen ve K. Dong, 2014. Bemisia tabaci (Gennadius) (Hemiptera: Aleyrodidae) popülasyonlarında neonikotinoid grubu insektisitlere dayanıklılığın bioassay yöntemiyle belirlenmesi. V. Türkiye Bitki Koruma Kongresi Bildiri Özetleri, 3-5 Şubat 2014,Antalya. s. 68.
  • Savaş, N.Ç., 2012. Ege Bölgesi bağlarında sultani çekirdeksiz üzüm çeşidinde Alternaria spp.’nin durumu ve savaşım olanakları. Doktora Tezi. Ege Üniv. Fen Bilimleri Enst. Bitki Koruma Anabilim Dalı. Bornova-İzmir
  • Soliman, K.M., 2001. Changes in concentration of pesticide residues in potatoes during washing and home preparation. Food and Chemical Toxicology. 39: 887-891
  • Stevenson, K. L., D. B. Langston, K. W.,Jr. And K. W Seebold, 2002. Resistance to azoxystrobin in the gummy stem blight pathogen in Georgia. Phytopathology, 92: 579.
  • Şahin, İ., E. Bölücek ve C. İkdem, 2014. Antalya bölgesinden toplanan beyazsinek Bemisia tabaci (Genn.) (Hemiptera: Aleyrodidae) popülasyonlarının organo fosforlu ve piretroit grubu insektisitlere direnci. V. Türkiye Bitki Koruma Kongresi Bildiri Özetleri, 3-5 Şubat 2014, Antalya. s. 66.
  • Tiryaki, O., 2013. Pestisit kalıntıları, analitik kalite güvencesi ve gıda güvenliği. Konferans, 26. Kasım. 2013, ÇOMÜ Ziraat Fakültesi, Çanakkale.
  • Tiryaki, O. and D. Baysoyu, 2008. Estimation of efficiencies and uncertainties of the extraction and cleaning steps of the pesticide residue determination in cucumber using 14C-carbaryl. Accredition and Quality Assurence, 13: 91-99.
  • Tiryaki, O., 2006. Method validation for the analysis of pesticide residues in grain by this-layer chromotography. Accredition and Quality Assurence, 11: 506-514.
  • Tiryaki, O., 2011. Pestisit kalıntı analizlerinde kalite kontrol (QC) ve kalite güvencesi (QA). Nobel Yayınları No:73.
  • Tiryaki, O., K. Gözek, U. Yücel and M. Ilım, 1996. The effect of food prosessing on the 14C-trifluralin residues in carrot. Toxicological and Environmental Chemisty, 53: 227-233
  • Tiryaki, O., S. Maden and A.S. Tunçbilek, 1997. 14C-residues of trifluralin in soil and melon. Bull. of Environ. Contamination and Toxicology, 59:750-756
  • Topuz, M.2007. Marmara Bölgesinde Buğday tarlalarında bulunan Sinapis arvensis L. (yabani hardal )’ in sulfonilure grubu herbisitlere karşı oluşturduğu dayanıklılık üzerinde araştırmalar. Doktora Tezi, Ege Üniv. Fen Bilimleri Ens. Bitki Kor. Anabilim Dalı, Bornova, İzmir, 215 s.
  • Tosun, N. and N. Delen, 1985. Effectiveness of some chemicals to Penicillium spp. isolates on citrus fruits. J. Turk. Phytopathol., 14:107-108
  • Tosun, N., E., Onan, 2014. Ruhsatlı bitki koruma ürünleri 2014/215. Hasad Yayıncılık, İstanbul.
  • TÜİK, 2013. İstatistiklerle Türkiye, Türkiye İstatistik Kurumu, Ankara.
  • Türkseven, S.2011. Marmara Bölgesi buğday alanlarında yabani yulaf (Avena fatua L.) ve kısır yabani yulaf (Avena sterilis L.)’ın herbisitlere dayanıklılığının araştırılması. Doktora Tezi, Ege Üniv. Fen Bilimleri Ens. Bornova, İzmir, xxvi+117s.
  • Uludağ A, N. Temel and Y. Nemli, 2003 a. APP-resistant black grass (Alopecurus myosuroides) in Turkey. 7th EWRS Mediterranean Symposium Proceedings, 6-9 May 2003, Adana/TURKEY, p.83-84
  • Uludağ A, Y.Nemli , A. Tal and B. Rubin, 2003 b. ACCase-resistance in wild oat (Avena sterilis) in Turkey. 7th EWRS Mediterranean Symposium Proceedings, 6-9 May 2003, Adana/TURKEY,p.81-82
  • Uysal, A., 2011. Hasad sonrası nar meyvelerinde Botrytis cinerea Pers. Fr.’e karşı bazı fungisitlerin etkililikleri üzerinde araştırmalar. Yüksek Lisans Tezi. Ege Üniv. Fen Bilimleri Enst. Bitki Koruma Anabilim Dalı, Bornova, İzmir
  • Velioğlu, A. S., C. Erdoğan, M. O. Gürkan ve G. D. Moors, 2008. Pamuklarda zarar yapan Aphis gossypii Glover (Hemiptera: Aphididae) popülasyonlarının biyokimyasal yöntemlerle direnç mekanizmalarının belirlenmesi. Tarım Bilimleri Dergisi, 14 : 116 – 123.
  • Vincelli, P. and E. Dixon, 2002. Resistance to QoI (strobilurin-like) fungicides in isolate of Pyricularia grisea from perennial ryegrass. Plant Dis., 86: 235-240.
  • Yalçın, E., 2013, İnsektisit direnç ve yönetimi. Meta Basım Matbaacılık, İzmir, 248 pp.
  • Yücel, Ü., M. İlim and N. Aslan, 2006. 14C-carbaryl residues in hazelnut. J. Environ. Sci. Health, 41: 585-593
  • Yücer, M., 2012. Ruhsatlı tarım ilaçları 2012. Hasat Yayıncılık, İstanbul.
  • Yükselbaba, U. ve H. Göçmen, 2014. Pamuk beyazsineği Bemisia tabaci (Genn.) (Hemiptera: Aleyrodidae)’nin B ve Q biyotiplerinin cypermethrin’e direnç geliştirme potansiyellerinin belirlenmesi. V. Türkiye Bitki Koruma Kongresi Bildiri Özetleri, 3-5 Şubat 2014, Antalya, s. 36.

İletişim